Before Sunset etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Before Sunset etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

20 Şubat 2011

"Tape" (2001)

Aynı şey "Taste of Cherry/Kirazın Tadı"nda da olmuştu. Aylarca bilgisayarımda bir başyapıt bekletmişim de haberim yokmuş. Bu arada bir sürü gerekli gereksiz film izlemişim. "Before"larla ilgili yazı yazarken Richard Linklater'ın iyi bir diyalog yazarı olduğunu yazmışım. "Tape/Kaset" filmi de tıpkı "Before"lar gibi tam bir diyalog bombardımanı ama daha ilk dakikadan itibaren sizi içine alıp bitene kadar bırakmayan filmlerden. Amerikalı oyun yazarı Stephen Balber'in aynı adlı oyunundan perdeye uyarlanmış "Tape". Doğal olarak tek bir mekanda geçiyor. Tiyatral havasında olan filmlere karşı mesafeli olmama rağmen "Tape"in olağanüstü zekice yazılmış diyalogları ve kurgusu sayesinde filmi bir dakika bile sıkılmadan izledim. Liseden beri arkadaş olan Vince ve John yönetmenin (veya yazarın) egosuyla alter-egosu gibiler. Arkadaşlıkları hiç bitmeyen bu ikili iyiyle kötünün ebedi ve ezeli mücadelesi şeklinde tezahür ediyor gibi görünüyorlar. Film ilerledikçe tıpkı hayattaki gibi iyi ve kötü tamamen birbirine giriyor ama açılışta sanki resim bu. Vincent uyuşturucu satıcısı, motelde kalıyor, ortalıkta donla dolaşıyor, bira içiyor vs. Bu motellerin Amerikan filmlerindeki imajını çok ilginç buluyorum. Bütün kaybedenler, b insanları, bayan garsonlar, Psycho'lar ve çapkınlar orada. Motelde bulunan ve içerisinde saygınlık barındıran bir eylem veya insana sık rastlamıyoruz. Vincent burada türlü polimler düzenliyor. Derken odaya John geliyor. Sıkı durun: bağımsız film yönetmeni, festival için orada ve iyi bir otelde kalıyor. Toplumun nereye gittiği üzerine tezi olan filmler çekiyor iddiasında. Tabi Vince buna o beyaz kıçıyla gülüyor. Onun da herkesten bir farkı olmadığını kanıtlamak istiyor. Yıllardır aralarında olan gizli rekabetin etkisiyle tabi. Şişman bir arkadaşım vardı. Eminim çocukken yaramazdır da. Birgün iki aile masada çocuklarla beraber yemek yerken, bir yellenme sesi duyulmuş. Annesi kimin yellendiğini merak etmeden "Serkan kalk masadan!" diye bunu kovmuş olay yerinden. Bunun acısını bir türlü unutamıyor ve ben değildim, o janti çocuklardan biriydi der durur. Vincent da o hesap hep masadan kovulan çocuk olmaktan bıktığı için aslında Mr. Virtue'nın aslında ne mal olduğunu kanıtlamak istiyor. Bunun için bulduğu enstrüman lisedeki kız arkadaşı Amy'dir. Kendisiyle çıkmıştır ve kızla ondan sonra John çıkmıştır. Bu acıyı unutamayan Vincent, gizli bir teyp kasedinin her şeyi çözeceğini ve arınacağını umar ama işler, diyaloglar öyle bir sarpa sarar ki içinden üçü de çıkamaz. Kim masum, kim suçlu? Herkes eteğindekileri döker ve ağzınız açık bir şekilde filmi bitirirsiniz. Klostrofobik ortamda geçiyor film. Tek mekan. Bir motel odası. Dolayısıyla harçlığınızla nasıl başyapıt çekersinize bir örnek daha var elimizde. Oyunculuklar inanılmaz başarılı. "Before"ların jönü Ethan Hawke Vince rolünde çok inandırıcı. John rolünde Robert Sean Leonard da çok başarılı. Kendisi "Dead Poet's Society/Ölü Ozanlar Derneği"nde oynamış. Bu filmin Türkiye'de bir geyik muhabbeti potansiyeli olduğunu biliyorum ve altı vermişim arşivime göre, fakat hiçbir şey hatırlamıyorum filmle ilgili. Ethan Hawke'ın o zamanki karısı Uma Thurman Kill Bill öncesi Amy rolünde bana göre döktürüyor. Bundan sonra Richard Linklater'ın takipçisi olacağım ve geçmiş işlerini en yakın zamanda bitireceğim. Şiddetle tavsiye ediyorum. İyi pazarlar.   

 

21 Kasım 2010

"Before"lar

Ya iki tane film vardı, böyle bir günde geçiyordu, çok romantikti falan neydi, neydi? Buna benzer cümleler sinema sohbetlerinde duyulur herhalde. O iki filmden benim de haberim vardı; ancak izlemem henüz gerçekleşti. Bir devam filminin bu kadar başarılı olabildiği seriler azdır. Benim uydurduğum bir tanım olan "Before"lar da  başarılı devam filmine örnek verilebilecek bir serinin parçaları. Yönetmen Richard Linklater (buna da eğileceğim) Amerikan bağımsız sinemasının önemli simalarından. Filmlerinin özelliği durmak bilmeyen diyaloglardan oluşması. 1994'te "Before Sunrise/Günbatımından Önce" adlı bir film çekiyor. Çok özgün bir hikayesi var filmin. Avrupa'da dolanmakta olan Jesse, Viyana'dan uçağa binip ülkesinin (Amerika'nın) yolunu tutacaktır. Trende Fransız bir kızla tanışır tesadüf eseri. Kız Paris'e gitmektedir. Viyana'ya gelen Jesse, Celine'le aralarında bir bağ kurulduğunu hisseder ve sabaha kadar Viyana'da dolaşmayı önerir Celine'e. Bu cüretkar teklife şaşıran Celine de aynı bağı hissettiği için kabul eder. Ve yolculuk başlar. Yürüyerek Viyana'nın altını üstüne getiren çift sürekli konuşur da konuşur. Bu yoğun diyalog bombardımanı esnasında çoğunlukla kadın erkek ilişkileri olmak üzere hayata dair çok özgün fikirler duyarız. Birçoğumuzun aslında bilip de reddeder gibi göründüğü fikirlerdir bunlar. Ve klasik anlamda bence hiç de romantik değildir. Bu filmleri romantik bulanlar diyalogları dinlemeyip sadece verilen fotoğraflarla ilgilenmiş olmalı diye düşünüyorum. İkinci film yani "Before Sunset/Gün Batmadan" (2004) bir on yıl sonra Paris'te geçer. Viyana'daki o günü unutamayan Jesse, o güne dair bir kitap yazar ve kitabın tanıtım turunda yolu Paris'e düşer. Bu geziden haberi olan Celine de mekana uğrar ve Jesse'yle karşılaşırlar. Uçağın kalkmasına iki, üç saat kadar vardır ve Jesse bu sefer de Paris'te dolaşmayı önerir Celine'e. Yine bir diyalog bombardımanı. Yine çok ilginç fikirler. Ve yine romantik olarak algılanacak fotoğraflar. Bu on senede hiçbir şey değişmemiş gibi görünse de aslında çook şey değişmiştir. Gerçekleşen ve gerçekleşmeyen olaylarla ilgili bir şeyler yazmak istemiyorum; çünkü izlememiş olanlar için filmlerin büyüsünü bozacaktır. İki adet pırıl pırıl film. İki çok iyi ve çok güzel oyuncu. Benim kişisel tercijim diyalogların biraz azaltılıp şehirlerin biraz daha ön plana çıkarılması olurdu. Çarpıcı bir örnek vereyim: Aki Kaurismaki'in "Take Care of Your Scarf Tatiana/Başörtünün Çaresine Bak, Tatiana" filminin altyazı dosyası MS Word'de 14 sayfa tutarken, "Before Sunrise"ın dosyası 112 sayfa tutmaktadır. Son uyarım: aşk filmleri olarak sunulan bu filmlerin tezi, "Sleepless in Seattle/Sevginin Bağladıkları" veya "You've Got Mail/Mesajınız Var"ın tam karşısında duruyor.