Korku Sineması etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Korku Sineması etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

07 Mayıs 2011

"The Devil's Rejects" (2005)

Korku filmlerini severim. Özellikle zeka ürünü olan, seyirciyi her daim filmin içine çekip istim üstünde tutan örneklerine hayır diyemem; ancak bu "The Devil's Rejects/Vahşet Çetesi" gibi porno-korku filmlerden nefret ediyorum. Bir önceki cümlede bahsettiğim zekadan gram eser yok "The Devil's Rejects"de. O kadar kötü bir filmsiniz ki sizi şeytan bile izlemeyi reddeder. Benim gibi araştırmadan etmeden; internetten indirir, on dakika bakar sonra da ctrl+del ile sonsuza kadar siler. Luis Bunuel: en kötü filmde bile bir beş dakikalık iyi bölüm vardır demiştir ama ben bu filmde o beş dakikaya rastlamadım.

09 Ocak 2011

Gördüğüm en kanlı film


Bu sadece benim yorumum değil bilinen bir gerçek. Sadece final sahnesinde 300 litle sahte kan kullanılmış. Peter Jackson'ı Yüzüklerin Efendisi'ne götüren film olarak da kabul edilir "Braindead" (1992). Yeni Zelanda fonunda geçen bir korku komedi filmi, bir zombi filmi parodisidir. Hayvanat bahçesi görevlilerinin Kafatası adasından Sıçan Maymun'u çalmalarıyla başlar film. Böylelikle 2005 yılında hayata geçirdiği projesinden bildiğimiz King Kong hayranlığını afişe eder Jackson. Sonra "Psycho/Sapık"a göndermeler yapmaya başlar film. Sorunlu bir anne oğul ilişkisi vardır. Babası ölmüş Lionel baskıcı annesiyle beraber yaşamaktadır ve annesi oğlunun ahlaksız kızlarla arkadaşlık yapmasını istememektedir (playing with the filthy girls). Sıçan Maymun tarafından ısırılan anne bir zombiye dönüşür ve birçok korku filminde görebileceğimiz ipin ucunun kaçması vakası meydana gelir. Lionel'in en yakınındakiler birer birer zombiye dönüşürken onlara kıyamayan Lionel mahsende komik ve iğrenç durumlara maruz kalır. Eğlenceli bir film "Braindead". Hem kaba komedi hem de korku ögeleri barındırıyor. Sam Raimi'nin "Evil Dead/Şeytan" ve George Romero'nun da Zombi filmlerinin parodisi olarak kabul edebiliriz. Türün hayranları için gömülü hazine niteliğinde. Hassas bir mideniz yoksa eğlenceli bir 95 dakika vadediyor. Aşağıdaki videoda en iyi sahnelerinden oluşan bir seçki bulunmakta. Tekrar uyarıyorum midesi hassas olanlar için uygun değil.  


Best of braindead - Peter Jackson
Yükleyen Taraaf. - TV dizilerini ve programlarını online izleyin.

17 Ekim 2010

[Rec] 2

Aslında bu kadar kötü olabileceğini tahmin ediyordum. İnternetten bir şekilde film indirince, sanki ona bir emek vermiş gibi kendimi hissedip illa o filmi izleme saplantısından kurtulma kararı almam bu filmin bana kattığı tek artısı oldu. Zaten sahtekarlık yapıyoruz bir de emeğe saygı triplerine girmeye hiç gerek yok. Film mi? Birincisi özgün, tempolu, insanı diken üstünde tutan bir filmdi ama bu ikincisi korku devam filmlerinin bütün handikaplarına sahip. Zorlama senaryo, yitirilmiş bir merak duygusu ve bilinen son bunlara örnek olarak verilebilir. Bir de orda olmaması gereken gençler ve ekşına meyilli din adamı klişesini eklemişler ki Woody Allen filmlerindeki parti sahnelerini hatırlayın. Orada Woody sıkıcı sohbeti olan insandan kadehini alıp nasıl uzaklaşıyorsa ben de bu filmden uzaklaşmak istiyorum.

31 Temmuz 2010

"Frozen" (2010)

Adam Green'in "Frozen/Donmuş"u bana, Chris Kentis'in 2003 tarihli "Open Water/Açık Deniz"ini hatırlattı. İki filmin de teması vahşi doğanın ortasında unutulan hobicilerin başına gelenler. "Open Water"da dalgıçlık merakı olan bir çift vardı, "Frozen"daysa kayak merakı olan bir çift ve bir yancı arkadaş var. Bu üçlü uyanıklık yapıp ucuza bindikleri telesiyejin bedelini ağır ödüyorlar. Filmin afişi zaten filmi büyük ölçüde anlatıyor. Başarılı buldum "Frozen"ı. Bir korku filminden beklenileni karşılıyor. İlgiyle izleniyor. Görüntü yönetimi de oldukça başarılı. Mesaj falan yok.


Frozen (2010) Trailer

MySpace Horror Movies | MySpace Video

14 Haziran 2010

"Küçük Kıyamet" (2006)

"Vavien"i izledikten sonra Taylan kardeşleri dikkatle izlemek gerek diye düşünmeye başlamıştım. İlk filmleri "Okul"u da bazılarının yaptığı gibi yerden yere vurmamıştım. Vavien'deki muhteşem performanstan sonra "Küçük Kıyamet"i izlemek kaçınılmaz olmuştu. Bu filmi de beğenmeyenler, yerden yere vuranlar var, fakat ben böyle bir tavrın haksız olduğunu düşünüyorum. Korku filminden daha çok gerilim filmi (thriller) diyebileceğim bir film "Küçük Kıyamet". Bunu da başaramıyor denilemez. Çok tanıdık korku/gerilim filmi numaralarına başvurmuyor değil, ama bunu yapmayan film de pek yok. Yapmadığınız zaman zaten korku/gerilim türünde çığır açmış oluyorsunuz. Taylan Kardeşler hep bu türde ürün verecekler gibi duruyorlar. Takip edenlerdenim.

18 Şubat 2010

Best Horror Movies

Bir önceki yazımda bahsettiğim Let's Scare Jessica to Death'i (Hadi Jessica'yı Ölümüne Korkutalım, John Hancock, 1971) araştırırken rastladım bu siteye. Link burada. Korku filmleriyle ilgili ilginç yazılar, resimler, bilgiler var. Tüm zamanların en iyi 100 korku filmini de seçmişler. İlk 10'u aktarmak istiyorum.
10- The Evil Dead (Şeytanın Ölüsü, Sam Raimi, 1982)
Gerçekten tekinsiz bir atmosefer sahiptir. Korku filmlerinde mizahın bu kadar ön planda olduğu ilk filmlerden biridir. Bu seriyi sevmeme rağmen, ben olsam ilk 10a koymazdım. Korku filminde mizah çok riskli bir unsurdur. Bu riski iyi yönetmek maharet ister. Bu film bunu iyi başarır; ancak benim korku filmi tercihlerimde mizah unsuru, en azından bu kadar mizah unsuru barındıran filmler yer almıyor.
9- Friday the 13th (13. Cuma, Sean S. Cunningham, 1980)
Bu da 80lerin kült filmlerinden biri ve sayısını şu anda hatırlayamayacağım kadar devam filmi çekildi. Devam filmlerini izlemedim ama hiçbirinin ilk film kadar değerli olduğunu sanmıyorum. Aslında bu filmin de çok değerli olduğunu sanmıyorum. Yine de eh işte. Bu filmi ilk kez Kanal D'nin ilk günlerinde izlemiştim, o zaman gölden çıkan çocuk imgesi beni bayağı korkutmuştu. Cem Yılmaz gösterilerinde bu filmi referans alarak sanki 80lerdeki bütün korku filmleri böyleymiş gibi dalgasını geçer.
8- Psycho (Sapık, Alfred Hitchcock, 1960)
Bu film aslında dünya siyasetinin gidişatını etkilemiştir desem abartır mıyım? Tabi ki öyle değil ama on yıllardır insanların, toplumların, rejimlerin sahip olduğu paranoyak hali bu kadar iyi yansıtan bir film daha bilmiyorum. Hatta her hangi bir şeyi bu kadar iyi yansıtan başka bir film de bilmiyorum. Tüm zamanların en iyilerinden. Bu filmi ilk kez izledikten sonra artık hayat sizin için eskisinden farklı olacak.
7- Nightmare on Elm Street (Elm Sokağı Kabusu, Wes Craven, 1984)
Bu da devam filmleriyle işin cılgının çıktığı filmlerden ve yine hiçbiri ilk film kadar etkili olamıyor. Gencecik bir Johnny Depp izliyorsunuz. Tipik bir 80ler teen-slasher (gençlik-seri katil) filmi. Bu listeye girecek kadar bir mahareti olmadığını düşünüyorum.
6- The Shining (Cinnet, Stanley Kubrick, 1980)
Arşivimde 10 üzerinden 10 verdiğim 18 filmden biri. Bu filmi izlerken ciddi anlamda tırstım. Evde üç kişi daha vardı, eğer yalnız olsaydım hemen yatıp uyurdum herhalde. Böyle filmlerle birlikte hayat çok daha eğlenceli. Sinema tarihinin en başarılı oyuncu performanslarından birini barındırmasına rağmen, tam bir yönetmen şaheseri. Şapka çıkarmak yetersiz kalır.
5- Night of the Living Dead (Yaşayan Ölülerin Gecesi, George Romero, 1968)
Zombilerin altın çağını başlattığı için, bu listeyi hazırlayanlar esnaflık yapmışlar ve bu filmi listeye almışlar. O dönemdeki sinema seyircisini mutlaka korkutmuştur da sekiz sene önce o insanlar zaten Psycho'yu seyretmişlerdi. "They are gonna get you Barbara.." çok meşhur bir cümledir sinefiller arasında.
4- Halloween (Cadılar Bayramı, John Carpenter, 1978)
Carpenter tam bir auteur yönetmendir. Filmi bir anında yakalayın hemen Carpenter filmi olduğunu anlarsınız. Filme gelince, kötü mü? Hayır değil ama en iyilerden biri de değil.
3- Dawn of the Dead (Yaşayan Ölülerin Şafağı, George Romero, 1978)
Hiçbir zombi filmi beni korkutmadı. Sevimli bulurum, izlerim ama korkmam. Bu da öyle bir film benim için. Listeyi hazırlayanlar sanırım bu filmde yer alan alışveriş merkezi dolayısıyla kapitalizm eleştirisi felan ayağına...
2- Alien (Yaratık, Ridley Scott, 1979)
Çok beğendiğim bu film bence bilim-kurgu türüne daha yakın. Bilim-kurgu öyle yutan bir tür ki ona birazcık bulaştı mı filmi bilim-kurgudan başka bir etiketle anmak çok zorlaşıyor. Korku filmi dedin mi ete bıçak girmeli.
1- The Exorcist (Şeytan, William Friedkin, 1973)
Saygı duyuyorum. Filmin ne kadar büyük bir etki yarattığını, kitleleri uzun yıllarca nasıl etkilediğini biliyoruz. Listede birinci sırada olması bence normal.

Burada kendi fikirlerimi belirttim. Benim en sevdiğim 10 korku filmini ilerleyen günlerde yayınlayacağım.

10 Mayıs 2009

Onibaba (1964)

The Exorcist'in (Şeytan, 1972) yönetmeni William Freidken'e göre (bana göre değil) çekilmiş en korkunç film olan Onibaba'yı (Kenato Shindu, 1964) izledim. Japonca yaşlı ve uğursuz kadın anlamına geliyormuş onibaba. Sinema dergisinde bazen adını duyuyordum; ayrıca filmin afişi de insanda tuhaf bir görme isteği uyandırıyor. Uzakdoğu filmleri içerisinde çok sevdiğim filmler olmasına rağmen, bu insanların dillerindeki melodinin tuhaflığı filmlerin içerisine girmemi zorlaştırıyor. O yüzden bir çok uzakdoğu filmi bende sıkıntı uyandırmıştır. Bunların içerisinde herkesin ayıldığı, bayıldığı filmler de mevcut. Hele Japonca bunlar içerisinde bana en komik gelen dildir. Dünya tarihindeki en büyük dramlardan birini yaşamış olan bu halkı rencide etmek istemem ama Japonca konuşan birisini duyunca gülesim geliyor. Onibaba da bu sebepten dolayı beni ilk başlarda biraz sıktı. Resimdeki maskeli adam ortaya çıktıktan sonra film dördüncü vitese takıyor ve gerilimi adım adım yükselen filmlerden biri oluveriyor. Cinsellik, din, erdem üzerine ilginç altmetinler barındırıyor film. Bu arada filmin cinsellik dozunun zamanının ilerisinde olduğunu da belirtmem lazım. Filmdeki kuyu motifinin de Halka serisine esin kaynağı olduğundan acayip süpheleniyorum. İlginç bir film, denk gelirseniz kaçırmayın derim.

06 Nisan 2009

"The Unborn" (2009)

Bir kolaj çalışması ile karşı karşıyasınız. Hollywoodun yaratıcılık konusunda ne kadar büyük bir kısırdöngü içerisinde olduğunu kanıtlayan bir film The Unborn (Doğmamış, David S. Goyer, 2009). Neler yok ki filmde? Olmazsa olmaz Ring (Halka, Hideo Nakata, 1998), babalar babası The Exorcist (Şeytan, William Friedkin, 1973), çok orijinal bir proje olmayan The Grudge (Garez, Takashi Shimizu), orjininal bir proje olan The Eye (Göz, Oxide Pang Chun, Danny Pang, 2002), bütün bunların bir parodisi olan Scream (Çığlık, Wes Craven, 1996)...Yuh diyorum artık! Bir korku filminde; merdiven parmaklıklarından bakan bir çocuk, bir video kaydı, kemikleri takır tukur hareket ederek yaklaşan bir yaratık, cinsellikten bahsedip ölen bir genç kız görmek istemiyorum artık. Bu filmin yapımcısı kim? Tabi ki Michael Bay. Bu adama taktığımı zannedebilirsiniz. Doğrudur taktım. Kazandığı para ona ömür boyu yeter, bıraksın artık bu işleri..

16 Mart 2009

80lerde çocuk olmak :P

Son zamanlarda internetteki bazı sosyal ağlarda "80lerde çocuk olmak" başlıklı bir geyik muhabbeti sürüp gidiyor. Çok özel bir çağ olduğu düşünülen aslında hiç de öyle olmayan 80lerde ben de çocuktum. Hayatımı televizyonun "yeni yayın" dönemine göre ayarlardım, o yüzden o geyik muhabbetindeki bir çok elemanı iyi bilirim. Bu muhabbetlerin birinde uzun zamandır adını hatırlamaya çalıştığım bir çizgi filmin adını buldum "Clementine". Sanıyorum ülkemizde 86-87 yıllarında yayınlanmış olmalı. Her hafta heyecanla beklerdim. Jenerik müziği çok korkunçtu; fakat benim için asıl korkunç olanı her bölümün sonunda ortaya çıkan resimdeki ateşten karakterdi. İyi bir korku filmi seyircisi olduğumu düşünüyorum. Elimde; en adisinden, en iyisinden, en kanlısından, en psikolojik geriliminden,en istismarcısından korku filmleri mevcuttur. Bu filmlerden hiçbiri beni resimdeki karakter kadar korkutmadı. Bir tek sahne beni daha fazla korkuttu, o da bir korku filmine ait değildi. Bir sonraki klasik sahne yazımda o sahneyi göreceksiniz. Clementiiiiine!

27 Aralık 2008

"Dressed to Kill" (1980)

Bazı filmler hayatınıza öyle bir girer ki sonra onları çıkarmanız mümküniyet sınırları içerisinde değildir. Her daim hatırlarsınız, hep izlemek istersiniz. Ömür boyu favorileriniz arasında yer alacağı kesindir. Dressed to Kill, (Öldürmeye Hazır, 1980) işte böyle bir film benim için. Brian De Palma'nın en formda olduğu zamanlarda çekilmiş. Sizin için değişik bir deneyim olacak eğer izlerseniz. Filmde zekice çekilmiş cinayet sahneleri ve yine zekice kurgulanmış bir öykü bulacaksınız. Hitckcock etkilerini filmde bariz yer alıyor.IMDB'de tür olarak crime, horror, mystery ve thriller yazıyor. Bu kelimeler sırasıyla; polisiye, korku, mistik ve gerilim diye çevirilebilirler. Ancak hiçbiri tek başına bu filmin türünü karşılamıyor. Sizi şaşırtmaya aday bir film.

11 Aralık 2008

"Suspiria" (1977)

Samsun, Terme'deki Ulusoy tesislerinden dvdsini görünce hemen almıştım. Tarif etmesi güç bir atmosferi var Suspiria'nın. Cinayet sahneleri her Argento filminde olduğu gibi on numara. Bu filmdeki müziğin ne kadar korkunç olduğunu anlatmaya kelime bulamıyorum. Goblins grubuna ait olan müzik, büyük varillere davul tokmaklarıyla vurularak elde edilmiş. Bu yazıyı okuduğunuz günden sonraki ilk cumartesi gecesi ışıkları söndürüp izlemenizi tavsiye ediyorum.