Cannibal Holocaust etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Cannibal Holocaust etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

14 Ekim 2010

Allah belanızı versin!


Rahatsız edici film kategorisinden elimde ziyadesiyle film mevcuttur. Bu türe özel bir merakım olduğundan değil her türlü film izlemeyi sevdiğim için bir şekilde arşivime girdi bu filmler. Kaldı ki insanı sarsan, düşünmeye sevkeden, ezberlerini sendeleyen, bir tezi ve sanatsal değeri olan filmlere tek kelimeyle bayılırım. Bunun için bir liste yazmıştım zamanında. Şöyle bir filmden de bahsetmiştim. İngiltere'den aldığım bazı filmler vardı. Nefret ettiğim filmlerden de bahsetmiştim. "Scrapbook" bunlardan biriydi. "Cannibal Holocaust/Yamyam Katliamı" ve "Pink Falmingos/Pembe Flamingolar" da nefret etmek bir yana arşivimde bulundarmayı bile reddettiğim iki filmdi. Çünkü bu iki filmdeki iğrençlikler kurgusal değildi, yani gerçekti. Kurgusal olan her türlü filmi ise izleyebildiğimi iddia etmiştim. Bu iğrenç filmden sonra da iddiam devam ediyor. Fakat bu kadar iğrencine rastlamamıştım itiraf edeyim. Bu filmden nasıl haberim oldu, filmin adı nedir, yönetmeni kimdir gibi bilgileri vermeyeceğim; çünkü bu filmi tavsiye etmiş kişi olma vebalini üzerime alamayacağım. Afişini de Photoshop'ta sansürledim. Aslında bu film ne bileyim "Freaks/Hilkat Garibeleri" (1932) veya iyi bir Zeki Demirkubuz filmi kadar beni sarsmadı, ancak filmdeki bazı sahnelerin insanlık onuruyla bağdaşmadığını düşünüyorum. Merak da etmeyin, sormayın da, öğrenirseniz izlemeyin de...

20 Ocak 2009

"Ulysses' Gaze" (1995)


Theodoros Angelopoulos, uzun zamandır üzerinde durulması gereken yönetmenler listemde yer alıyordu. Nihayet bugün ilk Angelopoulos filmini izledim. Ama ne film...Ulyses's Gaze (Odesanın Bakışı, 1995) 90lı yıllardın en iyi filmlerinden biridir desem fazla itiraz eden çıkmaz herhalde. Aslında yanılıyorum, çıkacaktır. Aşağıda saydığım filmler sizin favori filmlerinizdense Ulyses' Gaze'den uzak durunuz: Armageddon (Armageddon, Michael Bay, 1998), Mr. & Mrs. Smith (Bay ve Bayan Smith, Doug Liman), The Perfect Storm (Kusursuz Fırtına, Wolfgang Peterson, 2000), Cannibal Holocaust (Ruggero Deudato, 1980), Hababam Sınıfı Üç Buçuk (Ferdi Eğilmez, 2006), I Am Legend (Ben Efsaneyim, Francis Lawrence, 2007) vs. vs...Olağanüstü güzel bir işçiliği var filmin. Her anlamda üstün bir eser. Bu kadar uzun planları bu kadar ustalıkla çekmek benim diyen yönetmenin yapabileceği bir şey değil. Videoda filmin en çok ses getiren sahnelerinden birisini göreceksiniz. Tema müziği dağlayan cinsten. Hikaye anlatımı açısından da on numara bir film. Adı bile belli olmayan bir adamın eşsiz sekanslar eşliğinde Balkanlarda yaptığı acı veren bir yolculuk filmde anlatılan. Her planda karakterin ruh halini siz de yaşayacaksınız. Daha ne desem...Halkın deyimiyle "böyle bi filim yok abijiim!". Filmi izlerken, Harvey Keitel'ın filmdeki en zayıf halka olduğunu düşünüyordum, keşke Al Pacino'yu oynatsaymış diye içimden geçirmiştim. Film bittikten sonra internette yaptığım araştırmada, yönetmenin aslında Pacino'yu oynatmayı düşündüğünü sonradan Keitel'da karar kıldığını öğrendim. Pacino oynasaydı eminim film çok daha klas olacaktı. Angelopoulos'la ilişkimiz daha yeni başladı, henüz birbirimizi tanıma aşamasındayız (:P) ancak hislerim bana diyor ki çok büyük bir sanatçıyla karşı karşıyayım. Haneke'de de aynısı olmuştu.

23 Eylül 2008

Gross!


"Cannibal Holocaust" ve "Pink Flamingos" arşivimde bulundurmayı reddettiğim iki iğrenç film. Kurgu olup da en rahatsız edici sahneleri izleyebilen ben bu iki filmi izlerken zorlandım. "Cannibal Holocaust"tan başlayalım. Birçok ülkede yasaklı olan bu filmin uncut versiyonunu internetten bulup izledim. Yönetmen de yıllar sonra bu filmi çekmekten duyduğu pişmanlığı dile getirmiştir. Filmin kusuru kamera önünde canlı canlı hayvanların öldürülmesi idi. Geçenlerde Türk sinemasından en sevdiğim yönetmenlerden biri olan Reha Erdem'in ilk filmi "A Ay"ı izliyordum. 1989 yapımı filmde bir böceğin bacakları kopartıldı. Çok yadırgadım. Günümüzde film yapımcıları bu konuda çok daha hassaslar. Kesinlikle hiçbir hayvanın çekimlerde zarar görmesini istemiyorlar. Ama "Cannibal Holocaust"ta resmen holocaust hayvanlara yapılıyor. Dünyanın en önemli, en iyi filmini çekseniz bile bir karıncanın bile hayatına kastedemezsiniz. Bu cüreti kimse kendinde bulmamalıdır. Gelelim "Pink Flamingos"a. Ne desem ki? İzleyenler bilir...İzlemeyenler de izlemesinler. John Waters tersine bir estetik anlayışını benimsemişmiş. O'na şu soruyu sormak isterdim. Ne gerek var bu kadar iğrençliği insanlara göstermeye? Gerçekten ne gerek var? Bu iki filmin hayranı olup da sık sık izleyen insanları da anlayamıyorum. Ha ben sık sık "The Texas Chainsaw Massacre" filmini izlerim. Ama o tamamen kurgu. Bu iki filmi ise izledim ve bir daha izlemem, arşivimde de bulundurmamnokta