Parıltı etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Parıltı etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
22 Haziran 2010
Jim Jarmusch filmleri 2
Night on Earth (Trailer) - Funny bloopers are a click away
"Night on Earth/Yeryüzünde Bir Gece"
91 tarihli bu film Los Angeles, New York, Paris, Roma ve Helsinki'de (geçen hafta oradaydım) taksi şoförlerinin müşterileriyle yaşadıkları ilginç maceraları anlatıyor. Benigni'li Roma bölümü genelde en çok sevilen bölümdür ama benim favorim Winona Ryder'lı Los Angeles bölümü. Tam bir Jarmusch karakterinden beklenildiği üzere ayağına kadar gelen devlet kuşunu sallamıyor Ryder'ın oynadığı taksi şoförü. En az ilgimi çeken bölüm de Helsinki bölümü oldu, aynı bölüm gibi sıkıcı bir şehir olarak düşünüyorum Helsinki'yi. New York bölümünü de efsane oyuncu Armin Mueller-Stahl ("Shine/Parıltı"daki zalim baba) ve iki sevimli zenciyle başarılı oluyor bana göre. Bu filmi Jarmusch'un en iyi filmi olduğunu iddia edenlere rastladım ki bu kadar olur (tam bir ekşi sözlük aazı oldu).
DEAD MAN - HQ Trailer ( 1995 ) - For more funny movies, click here
"Dead Man/Ölü Adam"
90larda Jarmusch bana göre 80ler kadar iyi değil. Bu filmin de en iyi filmi olduğunu iddia edenler var ama bence kesinlikle öyle değil. Öncelikle film neden siyah-beyaz? Sen artık bağımsız filmlerin prensi olmuşsun, iyi bir hikaye anlatıcı-filozof olarak kabul görmeye başlamışsın, Japonların maddi manevi her türlü desteğini almışsın, daha neden gidip de siyah-beyaz film çekerek risk alıyorsun? Adım adım ölüme giden bir adamın tuhaf yolculuğu. Hiç tutmadım bu filmi.
GHOST DOG : The Way Of The Samurai - HQ Trailer ( 1999 ) - The funniest movie is here. Find it
"Ghost Dog: The Way of the Samurai/Hayalet Köpek: Samuray Tarzı"
Jarmusch Japonları iyi tavlamıştır. Filmlerine sponsor olurlar, o da arada sırada böyle gönüllerini alır işte. Haşa "Ghost Dog"a kötü film diyemem! Yine umursamaz, filozofvari bir Jarmusch karakteri. Bir mafya babası tesadüfi bir şekilde hayatını kurtardı diye, kendini samuray zannettiği için hayatını ona adayan zenci bir kiralık katil. Ne kadar ilginç bir karakter değil mi? Bir de bunun İngilizce bilmeyen İspanyol bir sırdaşı(!) var ki anca bir Jarmusch filminde dilini bilmediğiniz bir insanla sırdaş olabilirsiniz. Kaçırmayınız derim.
12 Ocak 2009
Biyografisini bekliyorum
Franz Liszt (1811-1886) gelmiş geçmiş en önemli piyanistlerden biridir. Ruhunda kopan fırtınalar eserlerine de yansır ve dinlerken bu fırtanalar kapılıp alabora olmak çok olasıdır. "Manyak" diye tabir edebileceğimiz eserleri, yapıtlarının çoğunluğunu oluşturur. Bu eserleri çalmak da oldukça zordur ve kendisi de zaten bu eserleri icra ederken bir çok piyanoyu kırmıştır. Evet yanlış okumadınız, piyanoları kırmıştır. Bir ara yolu Türkiye'den de geçen Liszt'e sinema dünyası nedense ilgi göstermemiştir. Bir Rachmaninov güzellemesi olan Shine'da (Parıltı, Scott Hicks, 1996) bir iki cümle ile geçtiğini hatırlıyorum. Beethoven ve Mozart için yapılan biyografik filmlerden birisinin de Liszt için yapılmasını kendi adıma ve halkım adına Hollywood'dan rica ediyorum. Sinemaya uyarlamak için fazlasıyla malzeme mevcut hayatında. Yaşlılığını canlandırmak için De Niro mükemmel bir seçim olur. Bu arada "manyak" bir eseri için aşağıdaki play butonuna basınız.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)