Yönetmenliğini Charles E. Sellier Jr.'in yaptığı Silent Night, Deadly Night'ın (1984) Türkçe adı ne olabilir acaba? "Sessiz Gece, Ölümcül Gece" tam çevirisi; ancak Bir Baltaya Sap Olmak, Dede ile Balta, Baltalı Noel Baba, Baltayı Vurdum Şahdamardan falan da olabilir. Amerika'da dindar çevrelerin nefretini kazanmış bu film, uzun süre yasaklanmıştı fakat ardından 4 devam filmi çekildi. Hepsi de berbat filmlerdir diye tahmin ediyorum; çünkü birinci film zaten çok kötü. Filmin tartışma yarattığı nokta, noel baba figürünün eli baltalı bir katil olarak lanse edilmesi. Bu durumun çocuklar üzerinde kötü etki bırakacağı varsayılmış. Bence de film yapma ayağına her şey perdeye yansıtılmamalı. İnsanların hassasiyetlerine özen gösterilmeli. Özellikle de çocukların olumsuz etkilenebileceği imgelerden kaçınılmalı. Yani sınırsız özgürlükten yana değilim. Film çok kötü gerçekten. Tipik bir 80ler B tipi korku filmi. Özentisizce yapılmış her şey. Gore (kan) oranı fazlasıyla tatmin edici; ancak zeka pırıltısından eser yok. Bu arada sinemayla alakalı değil ama Kuveyt liginde Kazma diye bir futbol takımı varmış.
Kült Film etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Kült Film etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
17 Ocak 2010
"Silent Night, Deadly Night" (1984)
Yönetmenliğini Charles E. Sellier Jr.'in yaptığı Silent Night, Deadly Night'ın (1984) Türkçe adı ne olabilir acaba? "Sessiz Gece, Ölümcül Gece" tam çevirisi; ancak Bir Baltaya Sap Olmak, Dede ile Balta, Baltalı Noel Baba, Baltayı Vurdum Şahdamardan falan da olabilir. Amerika'da dindar çevrelerin nefretini kazanmış bu film, uzun süre yasaklanmıştı fakat ardından 4 devam filmi çekildi. Hepsi de berbat filmlerdir diye tahmin ediyorum; çünkü birinci film zaten çok kötü. Filmin tartışma yarattığı nokta, noel baba figürünün eli baltalı bir katil olarak lanse edilmesi. Bu durumun çocuklar üzerinde kötü etki bırakacağı varsayılmış. Bence de film yapma ayağına her şey perdeye yansıtılmamalı. İnsanların hassasiyetlerine özen gösterilmeli. Özellikle de çocukların olumsuz etkilenebileceği imgelerden kaçınılmalı. Yani sınırsız özgürlükten yana değilim. Film çok kötü gerçekten. Tipik bir 80ler B tipi korku filmi. Özentisizce yapılmış her şey. Gore (kan) oranı fazlasıyla tatmin edici; ancak zeka pırıltısından eser yok. Bu arada sinemayla alakalı değil ama Kuveyt liginde Kazma diye bir futbol takımı varmış.
17 Ağustos 2009
İki David Cronenberg filmi
Kanadalı yönetmen David Cronenberg'in sadece eXistenZ (Varoluş, 1999) adlı filmini izlemiştim. Bilimkurguya olan yatkınlığını biliyordum. Çok seçici olduğum bir tür olan bilimkurgudan film izlemek benim için her zaman bir risktir. Hıncal Uluç'un Milan Baros için "golcü değil" şeklinde saçmalaması gibi ben de bazı çok beğenilen bilimkurgu filmlerini beğenmemişimdir. David Cronenberg beni yarı yolda bırakmadı.
The Fly (Sinek, 1986) Star televizyonunda defalarca yayınlandı ve ben hep kaçırdım. Ayıp etmişim. Cronenberg'in yaratıcılığını gösterdiği bir film The Fly. Korku türüne de yakın olan bir bilimkurgu filmi. Efektlerin ne kadar başarılı olduğunu resimden anlayabilirsiniz. Alien serisinden aşağı kalır bir yanı yok bence. Mizah ögesi filmin başlarında fazlaca devreye giriyor ve makara bir film mi diye içinizden geçirmiyor değilsiniz; fakat giderek film öyle karanlık bir atmosfere bürünüyor ki ürperiyorsunuz. Mizah ve aşk-meşk işlerine bu kadar bulaşıp da yine de feci bir film olmayı başarabilmek önemli bence.
İşte kült film budur. Hideo Nakata'nın Halka serisinde kimden esinlendiğini artık daha iyi anlıyorum. Videodrome (1983) teknolojik bir aletten nasıl lanet gelebileceğini anlatan çok iyi bir film. Aynı The Fly'da olduğu gibi; efektler, hikaye örgüsü, oyunculuklar, ışık kullanımı, diyaloglar, atmosfer yaratımı, seyirciyi içine alma, tırsıtma, merak duygusu uyandırma, izleme isteği yaratma konusunda çok başarılı bir film. Zaten filmin kendisi izlemek üzerine inşa edilmiş, seyircide de benzer bir istek uyandırıyor film. Sürükleyici kelimesi burada eksik kalıyor. Videodrome görsel bir şey, kelime bulamıyorum. Bu arada filmin başrol oyuncusu James Woods gözlük taktığında İbrahim Altınsay'a çok benziyor.
The Fly (Sinek, 1986) Star televizyonunda defalarca yayınlandı ve ben hep kaçırdım. Ayıp etmişim. Cronenberg'in yaratıcılığını gösterdiği bir film The Fly. Korku türüne de yakın olan bir bilimkurgu filmi. Efektlerin ne kadar başarılı olduğunu resimden anlayabilirsiniz. Alien serisinden aşağı kalır bir yanı yok bence. Mizah ögesi filmin başlarında fazlaca devreye giriyor ve makara bir film mi diye içinizden geçirmiyor değilsiniz; fakat giderek film öyle karanlık bir atmosfere bürünüyor ki ürperiyorsunuz. Mizah ve aşk-meşk işlerine bu kadar bulaşıp da yine de feci bir film olmayı başarabilmek önemli bence.
İşte kült film budur. Hideo Nakata'nın Halka serisinde kimden esinlendiğini artık daha iyi anlıyorum. Videodrome (1983) teknolojik bir aletten nasıl lanet gelebileceğini anlatan çok iyi bir film. Aynı The Fly'da olduğu gibi; efektler, hikaye örgüsü, oyunculuklar, ışık kullanımı, diyaloglar, atmosfer yaratımı, seyirciyi içine alma, tırsıtma, merak duygusu uyandırma, izleme isteği yaratma konusunda çok başarılı bir film. Zaten filmin kendisi izlemek üzerine inşa edilmiş, seyircide de benzer bir istek uyandırıyor film. Sürükleyici kelimesi burada eksik kalıyor. Videodrome görsel bir şey, kelime bulamıyorum. Bu arada filmin başrol oyuncusu James Woods gözlük taktığında İbrahim Altınsay'a çok benziyor.
04 Ekim 2008
"Subway" (1985)
Şimdilerin "esnaf" yönetmeni Luc Besson'ın 1985 tarihli filmi "Subway" mekan kullanımı ile dikkat çekici bir yapım. Paris metrosunu neredeyse filmin karakterlerinden biri yapmayı başarmış. Kült mertebesine ulaşmış bu filmin her kült filmde olduğu gibi, eğer sıkı bir hayranı değilseniz, fazla bir numarası yok. Ama kötü de değil. Bir de şunu anladım ki yapılmış en iyi filmlerden biri olan "Leon"un yönetmeni Luc Besson, bundan daha iyi bir film yapmadı ve yapacağına ilişkin de pek bir umut yok. Dediğim gibi O artık işin esnafı oldu.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)