Winona Ryder etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Winona Ryder etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

30 Temmuz 2011

"Heathers" (1988)

Kaliteli indieler için arayışım devam ediyor. Michael Lehmann'ın "Heathers/Çılgın Kızlar"ını bu arayış kapsamında izledim ve sonuç yine tatmin edici. Aslında bugün izlediğim bir başka indie için hayatımda izlediğim en iyi filmlerden biri tanımını rahatlıkla kullanabilirim ama kronolojik sıraya dikkat etmem gerektiği için önce "Heathers"ı tanıtmam gerekiyor. Amerikan lise filmlerini hepimiz biliriz değil mi? Hiçbir zaman en çok tv izlenen saatlerde yayınlanmazlar. Hafta sonu gündüz kuşağında veya hafta içi geceyarısı kendilerine yer bulabilirler. Bazı klişe karakterleri vardır. Amerikan futbolu takımının abazan ruhlu erkekleri, cheerleader denilen aptal ponpon kızları, geek denilen iletişim özürlü kız veya erkekler, nerd denilen başarı müptelası kız veya erkekler, şerefsiz hocalar, çıkarcı müdürler vs. Bu filmlerde genelde Prom denilen yıl sonu balosu da yaklaşmaktadır. Herkes bir eş arayışı içerisindedir. Bu klişelerin hemen hemen hepsi "Heathers"da mevcut ama filmin artısı başarılı bir kara komedi oluşu. Kara komedi deyince birilerinin öldüğü akla gelecektir. Doğru. Liselim rolleri için çok uygun bir fiziği olan Winona Ryder'in canlandırdığı Veronica ile yine asi genç rolü için çok uygun bir fiziği olan Christian Slater'ın canlandırdığı JD'nin oynandığı Bonnie and Clyde oyunu nasıl sonuçlanacak acaba? Film klişe bir lise filmi gibi başlayıp evrile evrile bir kara komedi klasiğine dönüşüyor. Filmin afişinde yazan bir gün klasik olursa şaşırmayın cümlesi filmin karakterini çok iyi yansıtıyor. İddiasız, çok kimsenin farkında olmadığı bir film ama epeyce gizli hayranı var ve kitlelerce keşfedilmeyi bekliyor. Benim nazarımda filmin en büyük eksiği, suçluların suç mahalinde parmak izi bırakmayı önemsememeleri. Bazı filmlerde görürüz. O kadar çok parmak izi bırakıp da nasıl yakalanmazlar. Benim gibi bu tür ufak ayrıntılara önem veren cinsler var işte.. 

22 Haziran 2010

Jim Jarmusch filmleri 2


Night on Earth (Trailer) - Funny bloopers are a click away

"Night on Earth/Yeryüzünde Bir Gece"
91 tarihli bu film Los Angeles, New York, Paris, Roma ve Helsinki'de (geçen hafta oradaydım) taksi şoförlerinin müşterileriyle yaşadıkları ilginç maceraları anlatıyor. Benigni'li Roma bölümü genelde en çok sevilen bölümdür ama benim favorim Winona Ryder'lı Los Angeles bölümü. Tam bir Jarmusch karakterinden beklenildiği üzere ayağına kadar gelen devlet kuşunu sallamıyor Ryder'ın oynadığı taksi şoförü. En az ilgimi çeken bölüm de Helsinki bölümü oldu, aynı bölüm gibi sıkıcı bir şehir olarak düşünüyorum Helsinki'yi. New York bölümünü de efsane oyuncu Armin Mueller-Stahl ("Shine/Parıltı"daki zalim baba) ve iki sevimli zenciyle başarılı oluyor bana göre. Bu filmi Jarmusch'un en iyi filmi olduğunu iddia edenlere rastladım ki bu kadar olur (tam bir ekşi sözlük aazı oldu).


DEAD MAN - HQ Trailer ( 1995 ) - For more funny movies, click here

"Dead Man/Ölü Adam"
90larda Jarmusch bana göre 80ler kadar iyi değil. Bu filmin de en iyi filmi olduğunu iddia edenler var ama bence kesinlikle öyle değil. Öncelikle film neden siyah-beyaz? Sen artık bağımsız filmlerin prensi olmuşsun, iyi bir hikaye anlatıcı-filozof olarak kabul görmeye başlamışsın, Japonların maddi manevi her türlü desteğini almışsın, daha neden gidip de siyah-beyaz film çekerek risk alıyorsun? Adım adım ölüme giden bir adamın tuhaf yolculuğu. Hiç tutmadım bu filmi.


GHOST DOG : The Way Of The Samurai - HQ Trailer ( 1999 ) - The funniest movie is here. Find it

"Ghost Dog: The Way of the Samurai/Hayalet Köpek: Samuray Tarzı"
Jarmusch Japonları iyi tavlamıştır. Filmlerine sponsor olurlar, o da arada sırada böyle gönüllerini alır işte. Haşa "Ghost Dog"a kötü film diyemem! Yine umursamaz, filozofvari bir Jarmusch karakteri. Bir mafya babası tesadüfi bir şekilde hayatını kurtardı diye, kendini samuray zannettiği için hayatını ona adayan zenci bir kiralık katil. Ne kadar ilginç bir karakter değil mi? Bir de bunun İngilizce bilmeyen İspanyol bir sırdaşı(!) var ki anca bir Jarmusch filminde dilini bilmediğiniz bir insanla sırdaş olabilirsiniz. Kaçırmayınız derim.