"Recep İvedik 2"yi izlediğimde yarıldım diye bir başlık atmıştım. Sigara Yanıkları bloğun yazarlarından Travis "bari sen yapma yahu" diye yazmıştı. O aralar ben Angelopoulos filmlerini falan yazıyordum bol bol. Herhalde şaşırmış olmalı, Angelopoulos filmleri izleyen birisinin Recep İvedik'e gülmesine. İlk iki Recep İvedik filmlerinde zeka parıltısı bulmadığımı iddia etmem kendimle çelişmem anlamına gelir. "Yahşi Batı"da tek saniye bile gülmediğimi ve filmi hiç enteresan bulmadığımı da belirtmek istiyorum. Yani burada beni güldüren şey salt tuvalet edebiyatı ve küfür değil demek istiyorum ki Recep İvedik açıkça küfür kullanmaz. Evet Recep İvedik bir projedir, esnaflığın en başarılı örneklerinden birisidir, ticari sinemanın Türkiye'deki en başarılı karşılığıdır, banaldir, iğrençtir; ama zeka yoksunu, katıksız tuvalet edebiyatı da değildir. İlk iki filmdeki hikaye kurgusu da iyi kötü vardı; fakat bu son filmde bu kurgu tamamen boşlanmış ve birinci "Vizontele" gibi ardı ardına sıralanan skeçler bütününe dönüşmüştür. Ara ara tebessüm ettirmenin ötesinde basbayağı güldüren anlar mevcuttur ama bu bahsettiğim yönüyle çok eksik bir filmdir bana göre. Kendi adıma, ilk iki filmin hatrına bir şans daha vereceğim ekibe. Bu sefer de özentisiz bulursam üçüncü serisinden sonra izlemeyi bıraktığım "Saw/Testere" serisi gibi vedalaşacağım kendileriyle.
Yahşi Batı etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Yahşi Batı etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
09 Temmuz 2010
Yarılmadım
"Recep İvedik 2"yi izlediğimde yarıldım diye bir başlık atmıştım. Sigara Yanıkları bloğun yazarlarından Travis "bari sen yapma yahu" diye yazmıştı. O aralar ben Angelopoulos filmlerini falan yazıyordum bol bol. Herhalde şaşırmış olmalı, Angelopoulos filmleri izleyen birisinin Recep İvedik'e gülmesine. İlk iki Recep İvedik filmlerinde zeka parıltısı bulmadığımı iddia etmem kendimle çelişmem anlamına gelir. "Yahşi Batı"da tek saniye bile gülmediğimi ve filmi hiç enteresan bulmadığımı da belirtmek istiyorum. Yani burada beni güldüren şey salt tuvalet edebiyatı ve küfür değil demek istiyorum ki Recep İvedik açıkça küfür kullanmaz. Evet Recep İvedik bir projedir, esnaflığın en başarılı örneklerinden birisidir, ticari sinemanın Türkiye'deki en başarılı karşılığıdır, banaldir, iğrençtir; ama zeka yoksunu, katıksız tuvalet edebiyatı da değildir. İlk iki filmdeki hikaye kurgusu da iyi kötü vardı; fakat bu son filmde bu kurgu tamamen boşlanmış ve birinci "Vizontele" gibi ardı ardına sıralanan skeçler bütününe dönüşmüştür. Ara ara tebessüm ettirmenin ötesinde basbayağı güldüren anlar mevcuttur ama bu bahsettiğim yönüyle çok eksik bir filmdir bana göre. Kendi adıma, ilk iki filmin hatrına bir şans daha vereceğim ekibe. Bu sefer de özentisiz bulursam üçüncü serisinden sonra izlemeyi bıraktığım "Saw/Testere" serisi gibi vedalaşacağım kendileriyle.
16 Ocak 2010
Bu ne ya!
İşte yine karşımızda bir ekmek yeme projesi var. Futbol bloglarının gözde filmi Green Street Hooligans'ın devam filmi Green Street Hooligans 2'yi (Yeşil Cadde Holiganları 2, Jesse V. Johnson, 2009) izledim. Bloglar daha bu filmi izleyemediği için pek bahseden yok; ancak benden tavsiye izlemesinler. Kimse izlemesin. İlk filmdeki Dave'i hapse atıp oradaki Millwall'lı mahkumlarla çatıştırıyor film. İşlevsiz küfüre gülmeyen ben (Yahşi Batı), işlevsiz şiddet kullanımını da beğenmedim. Oyunculuklar, diyaloglar, hikaye, futbol sahneleri, hepsi berbat. Çok çok çok kötü bir film.
10 Ocak 2010
"Yahşi Batı" (2009)
Bir şey itiraf edeyim mi? Ben hiç Cem Yılmaz stand-up'ı izlemedim sayılırım. Hiç gülmeyeceğim diye bir korku barındırdığımdan, yıllardır izlemekten uzak dururum. Televizyon programlarındaki espirileri de beni güldürmez, hatta gülmeye şartlanmış onca insanın onun dediği her şeye gülmesi bende garip duygular uyandırır. Elbette ki Her Şey Çok Güzel Olacak (Ömer Vargı, 1998) Türk sinemasında yapılmış en iyi kara komediydi, Hokkabaz (Cem Yılmaz, Ali Taner Baltacı, 2006) iyiydi, G.O.R.A (Ömer Faruk Sorak, 2004) fena değildi; ancak A.R.O.G (Ali Taner Baltacı, Cem Yılmaz, 2008) çok kötüydü, Yahşi Batı (Ömer Faruk Sorak, 2009) çok çok kötü. Cem Yılmaz'dan ümidimi kesmek üzereyim. Bütün büyük prodüksiyonlarda sınıfta kaldı bana göre. Çok şey yapayım derken hiçbir şey yapamıyor. İddiasız filmlerde ise başarılı oluyor. Bence kendisine bu yönde bir yol çizmeli ama işte o kadar kolay değil bu işler. Yani nasıl anlatsam ki? Eğri oturup doğru konuşalım, bir Cem Yılmaz filmini niçin izlersiniz? Gülmek için. Bir insanın gülmek için bir film izlemesini çok doğru bulurum ve eleştirmem; fakat bu Yahşi Batı'da bir kere bile evet bir kere bile gülemedim. Bir de benim bu bir şeyleri ti'ye alan filmlere karşı genelde bir alerjim vardır zaten. Ti'ye alacağına daha iyisini yap derim.Eski filmciler "ama bizde o teknik imkanlar yoktu, o yüzden o ..oktan filmleri çektik" derler. Şimdiki sinemacıların bu özrü de kalmadı. O halde ben sorarım, o kadar imkan varken neden bu kadar ..oktan bir film çektiniz diye. Bir de sizin yapacağınız yabancılaştırma efektlerini yiyim.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)