Uzak İhtimal etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Uzak İhtimal etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

18 Haziran 2011

"Gişe Memuru" (2010)


Aslında 22 Kasım 2010 tarihinden sonra var olmayan bir meslek gişe memurluğu. Bu tarihten itibaren nakit gişeleri kaldırılmış olup geçişler sadece OGS ve KGS aracılığıyla yapılmaktadır. Tolga Karaçelik'in bu ilk filmi belki bir on sene sonra anlaşılmazlık sorunu çekebilir ama yorumlardan okuduğum kadarıyla, gösterime girdiği tarihte benim gibi filmi iyi bulanların sayısı epeyce var. Sanat filmi kategorisine sokabiliriz "Gişe Memuru"nu. Klasik bir olay örgüsüne çok da sahip olmadan, durumlar ve duygular yansıtma seçeneğini benimsemiş. Bu tür filmleri kolaylıkla sıkıcı bulur insanlar; çünkü düşünmek, sorgulamak, yorum yapmak gibi emek isteyen davranışlar talep eder bu filmler. Geçen gün öğrencilere "Le fabuleuz destin d'Amelie Poulain/Amelie"yi izletirken filmi durdurup bu ne saçma film diyen var mı diye sordum. Bir tanesi sıkıla sıkıla evet dedi. En önde oturuyordu. Arka tarafı göremediği için, en az on kişinin çekindiğinden dolayı evet diyemediğini göremedi. Ama ben eminim ki gerçekten on kişi öyle düşünüyordu. Zaten çok da düşünmeden o filmi başlatmıştım ve sonra pişman oldum. Koy "Frozen/Donmuş"u, koy "Date Night/Çılgın Bir Gece"yi koy ara sokaklara dalmadan bulvarda ilerleyen filmleri çocuklar mutlu olsun. İzleyenlerin çoğu mutlu olmak için film seyreder. Daha farklı, eskisinden daha donanımlı bir insan olayım diye değil veya hadi insaflı olalım farklı bir şeyler görmek arzusuyla film izlemez izleyici. "Gişe Memuru"nu izlerseniz eskisinden daha farklı bir insan olabilirsiniz. Bunu; hayata bakış açınız değişecek, yeniden doğmuş gibi biri olacaksınız anlamında söylemiyorum. Bir sanat eseri tüketmiş olacaksınız. Kaç popüler filmde hayata müdaleci ebeveyn rolünü görebilirsiniz? Ama büyük ihtimalle gerçek hayatta yanı başınızda bir tane var. Halüsinasyonlar ve fantastik ögelerle de beslenmiş "Gişe Memuru". Ve çok iyi oyunculuklar var. En başta Antalya film festivalinde onaylanan, gişe memuru rolünde Serkan Ercan. "Uzak İhtimal"de gönlümü fetheden Nadir Sarıbacak var. Kendisinden bir de arıza karakter performansı görmeyi arzu ediyorum, eminim çok başarılı olacaktır. "Kıskanmak"taki donuk ama başarılı Seniha performansıyla dikkatleri çeken Nergis Öztürk. "Kosmos"daki supernatural performansıyla Sermet Yeşil. BKM sunar etiketiyle piyasaya sürüldü "Gişe Memuru" ama internet sitelerindeki filmlerimiz kategorisinde yer almıyor. Bu da garip bir ilişkiler yumağı. Zaman zaman Amerika'da görülen Tarantino sunar benzeri bir oluşum galiba. Çok ayrıntısını bilmediğim için yorum yapamayacağım. Bu aralar böylesine dingin, psikolojik, yormayan bir film izlemek iyi geldi. Bundan sonra genç yönetmenin takipçisi olacağım.



Gise Memuru Fragman / Toll Booth Trailer from Mantar Film on Vimeo.

15 Haziran 2010

TRT HABER

Eski TRT2'nin yerine kurulan TRT Haber kanalı Pazar günleri 22.30'da son dönem nitelikli Türk filmleri yayınlıyor. Bu hafta "Uzak İhtimal" vardı mesela. "Pandora'nın Kutusu"nu oradan gördüğüm bazı sekanslar sonucunda izlemeye karar vermiştim. Rating kaygısı gütmeden, vizyon şansı fazla olamamış filmleri yayınlıyorlar ve bence de çok iyi ediyorlar.

04 Mart 2010

"Uzak İhtimal" (2009)

Yönetmen Mahmut Fazıl Coşkun'un, Türkiye'nin en çok okunan köşe yazarlarından biri olan Ahmet Hakan Coşkun'un kardeşi olması birçoklarında önyargıya sebep olmuş olabilir. Hatırladığım kadarıyla Ahmet Hakan köşesinde bu filmin reklamını hiç yapmadı. Yönetmenin Yeni Şafak gazetesinde çıkan röportajı okumaya değer. Kesinlikle ne yaptığını bilen bir yönetmenle karşı karşıyayız. Tıpkı Bornova Bornova örneğinde olduğu gibi, doğuştan sinema duygusuna sahip bir insan olduğu anlaşılıyor. Hollanda'dan Altın Kaplan ödülüyle dönmesi boşuna değil elbette.
Hepimizin bildiği/duyduğu üzere film; taşradan İstanbul'a tayin olmuş bir müezzinle, bir rahibe adayının arasında geçen aşkımtırak bir hikaye. Son zamanlarda (yıllarda) ülkenin ajandası düşünüldüğünde, çok farklı tepkiler geliştirecek bir hikaye. Neyse ki film bu sınavı başarıyla veriyor ve yönetmen dini filmde arka fonda tutmayı başarıyor. Keşke ülkede psikolojiler daha sağlıklı olsa da din (veya herhangi bir şey) bir filmde her rolü oynayabilse, ancak dangalaklarla dolu bu ülkede şu aşamada bu biraz zor gibi görünüyor. Umarım o günler yakındır. Film başroldeki Musa'nın evrenine ait olduğuna sizi inandırıyor. O evrende çok başarılı bir şekilde geziyor. Bu başarıda olağanüstü güzel bir oyunculuk performansı sergileyen Nadir Karabacak'ın katkısı yadsınamaz. Röportajda da okuyacağınız üzere; görselliğe inanan yönetmen, anlatmak istediğini başarılı görüntü yönetimiyle anlatabiliyor.
Filmin ilerleyiş matematiğini de çok inandırıcı buldum. Gerçekçilikse filmin en büyük artılarından biri. Oh be! Ne güzel filmler yapılıyor ülkemizde.