Geçenlerde kanallar arasında gezinirken tanıdık bir melodi çarptı kulağıma. Sergio Leone'nin veda filmi olan "Once Upon a Time in America/Bir Zamanlar Amerika"nın pan flütle çalınan muhteşem tema müziği. Müziğin sahibi herkesin önünde saygıyla eğildiği müzisyen Ennio Morricone. Kanal D denen sığ kanal "Öyle Bir Geçer Zaman Ki" adlı sığ bir dizi çekmiş ve bu tema müziğini kullanıyor. O kadar kulak tırmalıyor ve o kadar iğreti duruyor ki yani Zeki Demirkubuz bir "American Pie" çekse o kadar yakışmaz. Müzikleriyle öne çıkan filmler listemde yer vermiştim bu filme. Çok sevdiğim için çok tepki verdim bu Türkish esnaflığına. Mail attım ve tepkimi ortaya koydum. Hep kolaya kaçmak yerine zoru seçmeyi ne zaman başaracağız ülke olarak?
Sergio Leone etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Sergio Leone etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
24 Eylül 2010
04 Mart 2009
Klasik sahne 2
Klasik sahne serisini başlatırken aklımda bu sahnenin olduğunu söylemiştim. Il Buono, il Brutto, il Cattivo (İyi, Kötü, Çirkin, Sergio Leone, 1966) sinema nedir sorusuna çekinmeden cevap olarak verebileceğim bir başyapıt. Tıpkı türküler gibi kollektif belleklerde yaşatılır bu film. İzlememiş olanlar bile farkında olmadan hakkında bazı bilgilere sahiptir. Tabi bunda Ennio Morricone'nin tema müziğinin payı büyüktür. Bu düello sahnesinde ben o müziğin olduğunu sanıyordum fakat başka bir müzik varmış. Tam beş dakika sürüyor düello sahnesi, Sergio Leone tarzı yakın çekimlerle gerilim en üst seviyeye ulaşıyor. Büyüleyici bir havası var bu sahnenin. Düelloyu kimin kazanacağı ayan beyan anlaşılsa da bu gerilimi tutturmak tam usta yönetmenlerin yapacağı bir iş. Bazı kimseler altı üstü bir "koboy filmi" deyip burun kıvırsa da Il Buono, il Brutto, il Cattivo biçimsel bir şaheserdir bana göre. Bir adı bile olmamasına rağmen Clint Eastwood da sinema tarihinin en karizmatik kahramanlarından birini canlandırır.
06 Ocak 2009
İştah açıcı sahneler 1
Bazen filmlerde o kadar iştah açıcı yiyecekler görürsünüz ki onları o anda yemek için can atarsınız. Benim başıma sık sık geliyor. Niyetim on filmlik bir liste hazırlamaktı ama sonradan düşündüm ki bu seçkileri de çeviri hataları veya tesadüfler gibi bir seriye dönüştürebilirim. Listenin başında hep, benim sinema nedir sorusuna vereceğim yanıt olan, Il Buono, il Brutto, il Cattivo'nun (İyi, Kötü, Çirkin, Sergio Leone, 1966) başlarında yer alan sahneyi düşünüyordum. Bu sahnedeki patatesli, bezelyeli yemek çok iştah açıcı görünüyor. Patateslerin rengi, üzerinde dengeli yer tutmuş yağlar, bezelyelerin kıvamı süper. Az sonra bir katliam gerçekleştirecek olan Il Cattivo'nun nasıl iştahla yediğine bakar mısınız?
03 Ocak 2009
Auteur olmak veya olmamak

Zeki Demirkubuz'u keşfettiğimde her gün bir filmini izliyordum. İçerideki odadan sadece sesleri duyan annem "oğlum deli misin sen her gün aynı filmi izliyorsun?" diye sormuştu. Auteur olmak işte böyle bir şey. Kendine ait bir tarzı olmak, kolayca ayırt edilebilen bir farkındalık yaratmak, nevi şahsına münhasır bir film grameri oluşturmak anlamına geliyor auteur olmak. en.wiktionary.com sitesindeki tanımı: An artist, often a film or theatre director, whose complete control over all aspects of a production give the end result a recognisable feel. Bu tanımdan, auteur denebilecek bir yönetmenin aynı zamanda senaryoyu da yazmış olması gerekmektedir anlamı da çıkabilir. O zaman en baba auteur Charlie Cahplin'dir. Çünkü kendisi yazar, yönetir, oynar hatta müzikleri de besteler. Günümüzde auteur olmak için illa da senaryoyu da yazmış olmanın şart olmadığını biliyorum. Hemen aklıma gelen auteur yönetmenler; John Carpenter, Woody Allen, Sergio Leone, Federico Fellini, Krzysztof Kieslowski vb. İyi bir sinema izleyicisi jenerik gösterilmeden bir teste tabi tutulsa dahi bu yönetmenlerin filmlerini kolaylıkla ayırt edebilir. Auteur olmak tabi ki her baba yiğidin harcı değil, başarabilenlere saygım sonsuz ama bence iyi bir yönetmen olmanın olmazsa olmaz şartı da değil. Örnek mi? Elbette ki Stanley Kubrick. Komedi filmi çek dediler, bana göre değil ama imdb.com’a göre kralını yaptı: Dr. Strangelove (1964). Bilim-kurgu yap bakalım dediler, yine daniskasını yaptı: 2001: A Space Odyssey (2001: Uzay Yolu Macerası, 1968). Toplumun insanı bozması, herkes doğuştan masumdur cart curt filmi yap dediler. Yine kralını yaptı: A Clockwork Orange (Otomatik Portakal, 1971). Alın lan size dönem filmi deyip: Barry Lyndon’ı (1975) yaptı. Korku filmi çek dediler, kilometre taşını çekti: The Shining (Cinnet, 1980). Savaş karşıtı film isteriz dediler, hele siz durun bi deyip alasını yaptı: Full Metal Jacket (1987). İlişkiler üzerine bir thriller kem küm dediler: Eyes Wide Shut (Gözü Tamamen Kapalı, 1999). Büyük adamdı..
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)