The Last Detail etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
The Last Detail etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

15 Eylül 2009

İsmini duyunca izleme isteği uyandıran filmler

The Last Detail (Son Görev, Hal Ashby, 1973) örneğinde olduğu gibi, bazen bir filmin varlığından haberdar olursunuz ve o filmin mükemmel bir film olduğunu düşünürsünüz. İzleme isteğiyle dolarsınız. Bu isteği yaratan çoğunlukla filmin adıdır (title). Taxi Driver (Taksi Şoförü, Martin Scorsese, 1976) için izlediğiniz en iyi film derken, Scorsese'nin ayni ekiple üç sene önce çektiği, benzer temalı Mean Streets (Arka Sokaklar, 1973) adında bir filmi olduğunu öğrendiğinizde, bu filmi izlemeliyim diye düşünürsünüz. Çünkü filmin ismi size, pis (mean) sokaklarda yaşanılan şeylere kameranın yöneltildiğini çağrıştırır. Hitchcock hayranısınız. Filmografisine bakıyorsunuz ve Dial M for Murder adında bir filmi olduğunu görüyorsunuz. Gerçi filmin Türkçe adı "Cinayet Var"; ama İngilizce biliyorsanız, filmin adına bakarak Hitchcock'un neler yapabileceğini görmek için sabırsızlanırsınız.


Bazen filmin afişleri de filmin adını çok iyi pazarlar ve görme isteğini arttırır. I Heart Huckabees (Tesadüfler, David O. Russell, 2004) örneğinde olduğu gibi.


Yorumcu Sergen Yalçın'ın milli takım için yaptığı dahiyane yorumda olduğu gibi: her el papaz pilav yemez. Listede filmler için verdiğim puanlar da mevcut. Oradan bazen nasıl çuvalladığımı görebilirsiniz. Sonuç olarak, bir filmin adı çok önemlidir. Bizim sinemacılarımız da Kesişen Yollar, Birleşen Paslar, Aralık Fırtınası, Eve Gelişiş, Polis, Jandarma, Eltim ve Görümcem, Ot gibi film adları yerine daha dikkat çekici, iştah uyandırıcı film adları bulmalıdırlar. İşte liste:

1- Dial M for Murder (Cinayet Var, Alfred Hitchcock, 1954) 7.
2- C Blok (Zeki Demirkubuz, 1994) 7.
3- The Cook, The Theif, His Wife & Her Lover (Aşçı, Hırsız, Karısı & Aşığı, Peter Greenaway, 1989) 9.
4- Lost in Translation (Bi Konuşabilse, Sofia Coppola, 2003) 8.
5- Million Dollar Baby (Milyonluk Bebek, Clint Eastwood, 2004) 10.
6- Eternal Sunshine of the Spotless Mind (Sil Baştan, Michel Gondry, 2004) 9.
7- Gece, Melek ve Bizim Çocuklar (Atıf Yılmaz, 1993) 7.
8- I Heart Huckabees (Tesadüfler, David O. Russell, 2004) 5.
9- Vertigo (Ölüm Korkusu, Alfred Hitchcock, 1958) 8.
10- Requiem for a Dream (Bir Düş İçin Ağıt, Darren Aronofsky, 2000) 9.
11- The Devil Wears Prada (Şeytan Marka Giyer, David Frankel, 2006) 6.
12- Carlito's Way (Carlito'nun Yolu, Brian De Palma, 1993) 8.
13- Assault on Precinct 13 (13. Karakola Saldırı, John Carpenter, 1976) 6.
14- Mean Streets (Arka Sokaklar, Martin Scorsese, 1973) 8.
15- Kramer vs. Kramer (Kramer Kramer'e Karşı, Robert Benton, 1979) 6.
16- The House on Turk Street (Türk Sokağındaki Ev, Bob Rafelson, 2002) 7.
17- The Bird with the Crystal Plumage (Kristal Tüylü Kuş, Dario Argento, 1970) 7.
18- Vanilla Sky (Cameron Crowe, 2001) 7.
19- The Rocky Horror Picture Show (Jim Sharman, 1975) 7.
20- Vampyros Lesbos (Lezbiyen Vampirler, Jesus Franco, 1971) 4.

Belki içinizden bazıları, bu listedeki bazı filmler için "bunu mutlaka görmeliyim" diye düşünmüştür kimbilir?

08 Eylül 2009

Keller bile saç uzatıyordu!

70ler Amerikan sinemasına olan hayranlığımı anlatmaktan dilimde tüy bitti, Scorsese'nin "neredeyse her hafta bir başyapıt izliyorduk" sözünü hatılatmaktan baydım biliyorum; ama 70ler öyle bir dönemdi ki evet, keller bile saç uzatıyordu. Bir önceki yazımda muhalif, dingin, enteresan, ama sevimli filmler izlemek istediğimde Hal Ashby'ye yöneleceğimi ve Jack Nicholson'ın oynadığı sevimli bir yol filmi gibi duran The Last Detail'i (Son Ayrıntı, 1973) izlemeyi düşündüğümü söylemiştim. Süpper bir filmmiş. Önce filmin adından başlayalım. Detail hepimizin bildiği gibi ayrıntı demek; ancak burada askeri geçici görev anlamında kullanılmış. Filmi izledikten sonra "son ayrıntı" size hiçbir şey ifade etmeyecektir. Son Görev gibi bir şeyler olmalıydı. Az önce söylediğim gibi film muhalif, dingin, enteresan ve de sevimli. Filmin konusu, 18 yaşının altında olan bir donanma eri(öğrencisi) 40 dollar çalmaktan sekiz sene hapse mahkum ediliyor. Bu çocuğu Portsmouth'daki hapishaneye nakletme görevi için Buddusky (Badass) ve Mulhall (Mule) seçiliyor ve kendilerine bol bol vakit veriliyor. Bu enteresan yolculuk sırasında, üç kafadarın, türlü türlü şehirlerde gerçekleşen maceraları ve aralarında bir bağ kurulması, biraz daha zorlarsak geçmişleriyle yüzleşmeleri anlatılıyor filmde. Filmde karakterler birbirlerine soyadlarıyla hitap ediyorlar, burada sistemin onların bireyselliğini kabul etmeyişinin bir eleştirisi de mevcut. Hatta bir kadınla bile tanışırken soyadıyla tanışıyorlar. Nicholson'ın oynadığı yine arıza bir karakter olan Buddusky'ye badass (hergele, baş belası vb) denirken; Otis Young'ın oynadığı zaman zaman mantıklı davranan Mulhall karakterine mule (katır) deniyor. Çocuğun adı ise Meadows (çayır çimen). Vietnam savaşına ve sorumlularına ince ince giydirmeyi de ihmal etmiyor film. Askeri yaşam tarzının eleştirisi de mevcut. Entersan karakterler, ilgi çekici hikaye, yol filmlerinin sürükleyiciliği sayesinde bu dokundurmalar rahatsız edici boyutlara varmıyor. Çok sevdim bu filmi.