John McClane etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
John McClane etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

16 Kasım 2010

"Unstoppable" (2010)

Scott kardeşlerin küçüğü Tony Scott, abisi büyük sanatçı Ridley Scott'ın gölgesinde kalmakla birlikte, her zaman anaakım sinema içerisinde kendisine yer bulabilmiş bir zanaatkar tür sineması yönetmenidir. Tarantino'nun senaryosunu yazdığından olsa gerek, "True Romance/Çılgın Romantik"ten başka benim çok sevdiğim bir filmi yoktur. "Unstoppable" da tipik bir Amerikan şablon sineması örneği, yani Hıncal Uluç'un bayıldığı filmlerden. Son zamanlarda üzerine çok kelam ettiğim (bu cümleyi bir önceki yazımdan hatırlıyorum) anti-kahramanlığın zıddı var bu filmde. Amerikan halkı (ve ülkemiz insanı) kahramana tapınmaya bayılırlar. Onları osuruğundan şimşekler çıkaran kimseler olarak görürler, çok doğal olan insani hiçbir hataları veya eksiklikleri yoktur, dağlarda taşlarda suretlerini ararlar et cetera et cetera. "Unstoppable/Durdurlumaz" hakkını yemeyeyim çok iyi adrenalin ortaya çıkarmasına rağmen eksik bir film. Çünkü daha ilk dakikada, filmin sonunda o iki kahramanın dünyayı kurtaracağını ve sonra bir kadınla öpüşeceğini tahmin ediyorsunuz. Aynı John McClane gibi. Aynı 2012 gibi. Neyse tekrar belirteyim de ayıp olmasın: "Unstoppable"ın adrenalin seviyesi iyi ey ahali ama insan doğasının karmaşıklığı üzerine alt metinler yok yok yok.

Düzeltme (bir nevi tükürdüğünü yalamaca bööö): "The Hunger/Açlık" adlı beğendiğim bir filmi daha varmış. 


Unstoppable Trailer
Yükleyen teasertrailer. - Filmler ve diziler Dailymotion'da


22 Kasım 2009

John McClane'nin battaniyesi

Aslında bu yazının başlığı John McClane'nin atleti olacaktı; çünkü her Zor Ölüm filminin sonlarına doğru McClane'nin atletinin tarumar olduğunu ve bunun bir Zor Ölüm filmi için alamet-i farika (klişe eleştirmen kelimeleri) teşkil ettiğini zannediyordum. Filmlerden resimler ararken bu atletin her filmde ortaya çıkmadığını; fakat battaniyenin her filmin sonunda McClane'nin üstüne örtüldüğünü farkettim. Yeni alamet-i farika battaniye oldu. Dördüncü filmde battaniye yok; zaten dördüncü film, doğruyu söylemek gerekirse, kimsenin aklında da yoktu, dolayısıyla battaniyeyi bir Zor Ölüm alamet-i farikası sayabiliriz. Bu klişe eleştirmen kelimelerinden biri de halet-i ruhiyedir. Bu Zor Ölüm filmlerini izlerken halet-i ruhiyeniz çok fluctuate eder, yani yerinde duramaz. Ortalama iki saat süren Zor Ölüm filmlerinin son yarım saatleri tadından yenmez. McClane otobüslerle, helikopterle, azman Almanlarla boğuşur; traktörlere tekme atarak havada uçak falan patlatır. Ondan daha inanılmaz bir tek kişilik ordu zor bulursunuz. Mizahı da çok sempatiktir. Hala seyretmeyenler var mıdır acaba?