Gece Melek ve Bizim Çocuklar etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Gece Melek ve Bizim Çocuklar etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

12 Eylül 2009

İki tane çok merak edilen Türk filmi

Yıllardır merak ettiğim iki filmi nihayet izledim. Bu iki film de 90lı yıllara ait; yani Türk sinemasının en verimsiz, en bunalımlı, en çok eleştirilen dönemine. 1972 yılında 302 falan film çekilen ülkemizde, yanlış hatırlamıyorsam 1991-92'de falan 13-14 film çekilmişti. İşte bu dönemde ortaya çıkan bu iki film hakederek külte dönüşmüştü. Bir çok kez televizyonda verilmesine rağmen, ben kaçırmıştım bu filmleri. Nihayet bir şekilde izlemiş bulunuyorum.

Dönersen Islık Çal (Orhan Oğuz, 1993) tam da en bunalımlı döneme denk geliyor. Kız Kulesi Aşıkları, Sarı Tebessüm, Yengeç Sepeti gibi saçma sapan filmlerin çekildiği bir dönem. Nitelikli, alternatif tavrıyla dikkat çeken bir yapım. Marjinal hikayesi, o döneme göre söylenmemiş şeyleri söylemesi filmi kült yapıyor. O yıllarda Ferdi Tayfur'un, Fadimenin Düğünü klibiyle de popüler olan travestiler üzerine ilk kez bu kadar ciddi bir çalışma gerçekleştirildiğini görüyoruz (Kemal Sunal filmlerindeki Kız İsmet'i saymazsak). Hatta filmde fahişeyi oynayan, gencecik Derya Alabora "Bunlar çıktı, bizim işler kesatlaştı" diyor. Orhan Oğuz çok üst düzey bir yönetmen değildir: bence bu filmi farklı kılan kişi senaryo yazarıdır. Cemal Şan, benim çok sevdiğim Sekiz Gün Üçlemesi'nin yönetmeni. O zamandan belliymiş nitelikli bir yönetmen olacağı. Bu iki marjinal karakteri bulup, onlara bir noktada buluşturmak, aralarındaki dostluğu etkili bir şekilde perdeye yansıtmak maharet istiyen bir şey olsa gerek. Bu film hep, Gece, Melek ve Bizim Çocuklar'la (Atıf Yılmaz, 1993) beraber anılır. Aynı yıl gösterime girdiği ve aynı camiayı yansıttığı için.

Sinan Çetin Bay E'nin (1995) sonunda,bir film eleştirmenini konuşturarak aklı sıra eleştirmenlere giydirmiş. Çok da haklı şeyler söyleyen eleştirmene "ne diyor bu ya" gibi bir tavır takınan Sinan Çetin, son zamanlarda hep çuvalladı; ancak Bay E gerçekten kült olmayı hak eden bir film. Yavaş yavaş bunalımdan çıkılan bir dönemde çekilmesi, filmi teknik olarak da başarılı kılıyor. Tür olarak fantastik bir film Bay E. Yani mantık falan ararsanız maça otomatikman mağlup başlarsınız. Yapacağınız şey oturup, yönetmenin hayal gücünün ne kadar genişleyebildiğini seyretmek. O dönem için biraz erken olabilir bu tarz bir film çekmek ; ama kült filmin tanımı da budur zaten. Zamanında anlaşılamamış olmak bir filmi kült yapan en önemli özelliklerden biridir. İlgi çekici, hayatta bir kere izlenmeyi hak eden bir film Bay E.

11 Mart 2009

"Beyoğlu'nun Arka Yakası" (1986) & "Gece, Melek ve Bizim Çocuklar" (1993)


Birbirlerine benzediğini düşündüğüm iki film hakkında yazacağım bugün. Atıf Yılmaz'ın Gece, Melek ve Bizim Çocuklar'ı (1993) ve Şerif Gören'in Beyoğlu'nun Arka Yakası (1986). Bu iki film de İstanbul, Beyoğlu fuhuş sektörünü fon olarak kullanıyor. Karakterleri arasında; fahişler, travestiler ve madde bağımlıları var. Bu sektörün iğrençliğini göstermek için, Beyoğlu'nun Arka Sokakları biraz mizahi bir üslup kullanırken Gece, Melek ve Bizim Çocuklar oldukça rahatsız edici bir üslup kullanıyor ve karanlık bir evren çiziyor. İkinci filmin oyuncularının (Uzay Heparı, Derya Arbaş) genç yaşta ölmesi de magazin basını tarafından kötü şöhret olarak yorumlanmaktadır. Hassas bünyeleri sarsabilecek sahne ve diyalogları barındıran bu film aslında Atıf Yılmaz'ın genel tarzı dışında bir film olarak kabul edilir. Atıf Yılmaz'ın diğer filmlerindeki magazinel asiliğin aksine gerçekten asi ruhlu bir filmdir Gece, Melek. Avangard diyebileceğimiz bir film çekmiştir Atıf Yılmaz. Sanırım ilk defa bu filmde kendi seslerini kullanmış olan iki kötü oyuncuya (Tarık Akan, Oya Aydoğan) sırtını dayayan, Beyoğlu'nun Arka Yakası ise sarsıcı diyaloglara ve sahnelere sahip olmasına rağmen avangard bir film değildir. Bir çok insan böyle bir filmin varlığından bile haberdar değildir. O yıllarda fırtına gibi esen "Seni Sevmeyen Ölsün" şarkısı insana biraz tebessüm veriyor o kadar.