Tuncel Kurtiz etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Tuncel Kurtiz etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

04 Mayıs 2011

Aa, Beşiktaşlı Kovacevic gelmiş

Tarih: 1 Mayıs 2011. Yer: Taksim Meydanı.
İlyas Salman benim diyaloga girdiğim ikinci sinema oyuncusu oldu. Birincisi Tuncel Kurtiz'di. İstaiklal caddesinde bir keresinde de Sami Hazinses'i görmüştüm. Şimdi yaşasaydı ve görseydim kendisine yapışır ve bu blog için mutlaka bir röportaj yapardım. İlyas Salman fiziğinin avantajını çok iyi kullanmış bir oyuncudur. İnanılmaz yeteneğine de kimsenin laf edebileceğini sanmıyorum. O yılların popüler atmosferi içerisinde çok nitelikli filmlerde oynamasa da (Sarı Mersedes hariç) her zaman oynadığı filme kişilik katmayı başarmıştır. İlyas Salman'ı o yaşlı haliyle görünce kendisinin defalarca kez izlediğim filmlerini hatırladım. Şu aralar büyük kanallarda yayınlanmasa da 90lı yıllarda bu filmler her gün yayınlanıyorlardı ve benim hayatımın önemli bir bölümünü işgal ediyorlardı. Özellikle de "Ya Ya Ya Şa Şa Şa" (1985) adlı filmi hatırladım. Başlıktaki diyalog o filmde geçiyordu ve beni inanılmaz güldürüyordu. O sahneyi ararken filmdeki İlyas gerçeği öğreniyor adlı sahneye rastladım. Ve paylaşmak istedim.

23 Nisan 2010

"Siyah Beyaz" (2010)

Doğma büyüme Ankara'lı olduğum için Ankara'da geçen filmleri severim. Çok az vardır bunlardan. En iyilerinde Zeki adında olanların imzası vardır: Ökten'den Düttürü Dünya (1988) ve Sürü (1979), Demirkubuz'dan Masumiyet (1997). Bu filmden önce Siyah Beyaz barın varlığından haberim yoktu. En yakın zamanda sosyolojik bir kısa ziyaret gerçekleştirmeyi düşünüyorum; kısa çünkü fiyatlar abartılıymış. Bir dostluk filmi, bir kaybedenler klübü filmi, bir Türk indie'si. 70ini geçmiş artık yavaş yavaş ulusalcı olmaya başlamış bir kömünist eskisi, sağlık ve saplantı sorunları olan 50lilerinde bir avukat, başarılı ama terk edilmiş bir doktor, kişilik sahibi barın sahibi ve cinsel özgürlükçü orta yaşlı kadın... Ortak özellikleri orta-üst sınıfa mensup olmaları ve kaybeden olmaları. Her akşam bu barda bir araya gelme rutinini icra ediyorlar ve iyi arkadaşlar. Bazıları bayağı iyi arkadaş. Beş adet çok iyi oyuncu (Kurtiz, İşler, Birsel, Can, Alabora) ve çok güzel bir kadın olan Şevval Sam. Maça 1-0 galip başlıyor Siyah Beyaz. Ahmet Boyacıoğlu'nun bu ilk filmini sevdim. Dingin, düşündüren bir yapıya sahip Siyah Beyaz. O yüzden filme araştırmadan geldiği belli olan iki üç lavuk, film bittiğinde "şikayet dilekçesi yazacam, ombir milyon bu filme verilirmi lan" diye yorum yaptılar. Aynı adamlar eminim delpiero_58 veya zlatan_88 rumuzlarıyla youtube'da ırkçı, küfürlü yorumlar yazıyorlardır. Ne olacak bu Türkiye'nin hali?

26 Ekim 2009

Ben Öldükçe Yaşarım" (1965)


80li yıllarda, vidyocudan iki kere kiraladığım, Hong Kong yapımı karate filminin de adı Ben Öldükçe Yaşarım'dı. Bruce Lee'ye benzeyen bir adamı başrolde oynatıp, üçüncü dünya ülkelerine Bruce Lee filmi diye yutturulan onlarca, belki yüzlerce filmden biriydi. Ben Öldükçe Yaşarım (Duygu Sağıroğlu, 1965) Yılmaz Güney'in en çok merak ettiğim filmlerinden biriydi. Kaynaklarda çok olumlu şeyler okumuştum. İncelikli bir sinema dili olduğundan; yalın, naif bir dramatik yapısı olduğundan bahsedilirdi. Ben de bu filmi görmeyi çok istiyordum; nihayet internet forumlarının birinden bulabildim. O dönem filmlerinden çok farklı bir samimiyeti var filmin. Bugün karikatür gibi duran bazı sahneler ve diyaloglar barındırsa da o dönemin filmlerinin epeyce ilerisinde, samimiyetiyle inandırıcı olabilen bir film. Erken dönem Yılmaz Güney filmlerinin bütün özelliklerini barındırıyor. Çok güzel de bir tema müziği var.

1951 doğumlu Selma Güneri gerçekten iyi bir oyuncu olduğunu bu filmde kanıtladı ve Altın Portakal aldı.

Aslında kötü bir oyuncu olan Yılmaz Güney, bu filmde Selma Güneri'yle etkileyici bir uyum yakalamıştı.

Saçlı Tuncel Kurtiz: benim tanıştığım tek sinema oyuncusu olan Tuncel Kurtiz, erken dönem Yılmaz Güney filmlerinin bir çoğunda rol almıştır.

Film çekilirken yalnızca 15 yaşında olan Selma Güneri'yle bu sahneleri çekmek nasıl mümkün olabildi? Bugün böyle bir şey yapmanız mümkün değildir.

Anne rollerinin unutulmaz oyuncusu Şükriye Atav, bu filmde de Yılmaz Güney'in annesini oynamıştır. 1971 tarihli Umutsuzlar (Yılmaz Güney) filminde Yılmaz Güney'e gömme sahnesi çok etkileyicidir. İbrahim Tatlıses aynı sahneyi, yine Şükriye Atav'la ismini hatırlayamayacağım bir filmde taklit etmiştir.