The Grudge etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
The Grudge etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
30 Aralık 2010
"The Grudge 3" (2009)
Takashi Shimizu: anasını boyayıp babasına satan adam başlıklı yazımda bütün Garez serisini izlemeyi tamamlayınca Toshio'nun veya Kayako'nun lanetine maruz kalacağım gibi bir korkumun olduğundan bahsetmiştim. Seri tamamlandı ve görünürde bir şey yok. Aslında bu kadar kötü bir film olduğunu biliyordum ama seriyi tamamlama adına izledim. Takashi Shimizu'nun sadece yapımcı olduğu filmin yönetmenini anmaya bile değmez. İlk ve tek kronolojik sırayı takip eden Garez filmi olma özelliğini barındıran film, Amerikalıların sevdiği gibi tam bir ekmek yeme projesi. Bir Garez filminde hikayeyi zorlama bulabileceğimi hiç tahmin etmezdim. Bir sürü gereksiz laf kalabalığı ve uyduruk cinayet sahneleri. Gerçekten çok gereksiz bir film. Google'dan bu film için çaldığım megabytelar için özür diliyorum.
20 Kasım 2010
Japon korku filmlerindeki kız çocuğu terörü veya [rahatsız bunlar]
Birkaç yıl içerisinde Uzakdoğu dillerinden birini öğrenerek yan kariyer yapma düşüncelerine girince nicedir bir Japon korku filmi izlemediğim aklıma geldi. Uzakdoğudan çıkan komedi ve aksiyonlara mesafeli olduğumu daha önceki yazılarımda belirtmiştim sanırım. Korku filmlerine ise bayılırım. İyi bir korku filmi izleyicisi olarak kanın gövdeyi götürdüğü filmler benim için korkutucu olmaktan uzak eğlencelik işlerdir fakat korktuğum tüm filmler bunu atmosfer yaratımıyla başarmışlardır. "Mulholland Dr./Mulholland Çıkmazı"nı veya "Lost Highway/Kayıp Otoban"ı izlerken bir an önce uyuyup o günü bitirip, yeni güzel bir güne başlamak istemiştim mesela. Japonlar İngilizcesi creepy olan tırsıtıcı atmosfer yaratımında çok başarılıdırlar. "Ring/Halka"dan sonra çocukları veya elektronik aletleri özne olarak kullanma eğilimi Japon korku sinemasında sıkça görülmektedir. Dün bizzat "Ringu"nun yönetmeni Hideo Nakata'nın, bir çocuğu korku öznesi olarak kullandığı, "Dark Water"ını izledim. Yani imdb'ye göre "Honoguri mizu no soko kara"yı. Aslında daha önce 2005 yılında Walter Salles'in yönettiği Amerikan yeniden çevrimini izlemiştim. Imdb'den 5,6 almış o filme 8 vermiştim, başarılı atmosfer yaratımın sayesinde. Eğer önce Japon orjinalini izlemiş olsaydım eminim o kadar yüksek bir not vermezdim Amerikan versiyonuna. Son yıllarda beni en çok korkutan filmlerden biri oldu diyebilirim. Elbette eğlendiğim iyi korku filmleri olmadı değil ama "Dark Water"ın başardığı gibi beni tırsıtan çok film olmadı. Mekanın (tüm bölümleriyle eski bir apartman) korkutuculuğu gerçekten başarılı olmuş. Filmde bir kez bile kan görünmüyor ama dediğim gibi tuhaf atmosfer ve mekan kullanımı filmin amacına ulaşmasında çok iyi rol oynuyorlar. Kasvetli, boğan, tedirgin eden bir film. Bir bıçağın keskin tarafını avucunuzun içinde tutmak gibi bir şey. Sonlarda gerçekleşen bazı mantıksal eksiklikler dışında bence aksayan hiçbir tarafı yok. Ki o bölümler de tırsıtıcı olmaktan uzak değiller. Bu arada dün bir otel lobisinde arkadaşlarla oturuken (!) birden o "One Missed Call/Cevapsız Arama"daki (2003) ölüm melodisi çalmasın mı? İşte dedim gidiyoruz ve aklıma "The Grudge/Garez"deki o kadın geldi beeeeeeeeeeeeeeeeeeeee!
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)

