Lezzet Duraklarım etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Lezzet Duraklarım etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

06 Ağustos 2011

Lezzet durakları 4 ve 500 liralık istikrar

Bolu’da son bir haftam kaldı. Gitmeden bazı lezzet duraklarımın adını anmak istedim. Neden bu zamana kadar Bolu’da kaldım? İŞKUR’un düzenlediği bir İngilizce kursunu veriyorum. Öğrencilerim; yaşları 38 ile 50 arasında değişen, çoğu ilkokul mezunu ev kadınları. Ortam Recep İvedik’in dediği gibi hamurumsu külotlu çorap kokuyor ama ben bu kursu verdiğim için çok memnunum. Benim için iyi bir tecrübe oluyor. Onları çok seviyorum. Karşılıklı sevgi ve saygı çerçevesinde çok verimli, güzel dersler işliyoruz. Panpişlerimin içerisinde yanlış hayatın kurbanı olanlar, potansiyelini gerçekleştirememişler var. Fırsat verilseydi eminim yanlış hayatla mücadeleye çok önemli katkılar sunabilirlerdi ama ikiyüzlü bir toplumun içerisine doğdukları ve kadın oldukları için potansiyelinin farkında, özgür birer birey olamamışlar. Öğrendiğim kadarıyla, bir tanesi üniversite kantininde çalışıyormuş bu kursa gelmeden önce. Günde 16 saat çalışıyormuş. Maaşı 500 liraymış ve sigortası yokmuş. Bir tanesi bir büroda temizlik işine bakıyormuş. Yine sigortasız olmak üzere 350 liradan işe girmiş ve daha yeni 450 lira yapmışlar. Diğer bir tanesi tarlada, güneşin alnında günde 12 saat için 15 lira alıyormuş. Başka bir örnek olarak geçenlerde sohbet ettiğim bir ikinci el araba satıcısını verebilirim. O da yanında çalışan elemana haftalık 75 lira veriyormuş. Bir de bunu yüksek bir lütuf gibi anlatıyordu. Çocuk askerliğini yapmadığı için kendisine minnet duymasını bekliyordu. İnsanca yaşamak için askerliğini yapmış olma şartı vardı ona göre. Ne demeliyim? Bir AKP sempatizanı ve durumu iyi birinden Türkiye’de istikrar var lafını çok duyarsınız. Evet Türkiye’de istikrar var ama 500 liralık istikrar var işte. Bu istikrarın muhatap aldığı milyon, milyon tane insan var. Ben böyle istikrarın taaaraftarlarını anlamakta zorlanıyorum. Bu durumun önemli sebeplerinin birinin de şükürcü felsefe olduğunu düşünüyorum. Derste bazen oluyor. Birisi Allah’a şükür diyor sonra hepsi birden koro olarak tekrarlıyor. Öyle deme hoca bunu bulamayanlar da var diyorlar. Niye bulamadıklarını veya kendilerinin bu kötü ve yanlış hayatı neden yaşamak zorunda olduklarının sebeplerini sorgulamak yerine hep kendinden bir kademe aşağıda olanları düşünüyorlar. O kademeler nereye kadar gider bilinmez ama bildiğim bir şey var ki bu böyle gitmez. Bunları yazmak istedim. Gelelim lezzet duraklarına…
Burada tanıtacağım üç lezzet durağından da daha önce sayısız kez memnun ayrıldım ama her üçünden de son iki, üç denememden memnun ayrılmadığımı belirtmek isterim. Yani eğer kalitesiz ürün sunmak politikaları olmuşsa sorumluluğumu bu açıklamayı yaparak üzerimden atmak istiyorum.

Birincisi Bolu Köfte…Garanti bankasının arka tarafında. Aslında bunların köftelerini de seviyorum. Mükemmel pideler eşliğinde köfteler veriyorlardı. Sonra o pideler yok oldu. Sebebini sorduğumda, Bolu halkının pideleri istemediğini ve ekmek eşliğinde köftelerini yemek istediklerini söylediler. Eğer pide isterseniz siparişi verdiğinizde belirtmeniz gerekiyor. Kuşbaşılı pidelerini de çok seviyorum. Etin suyu ağzınıza geliyor. Şu resimdeki şişe ayrana bakar mısınız? Ben gazlı içecekleri hayatımdan büyük oranda çıkardım ama 80li yılların şişe kolalarını bulsam içerim herhalde. İçecek bence cam şişede içilmelidir. Plastikle içecek içmek şişme kadınla yatmak gibi bir şey (hiç yapmadım, sadece benzetme yapıyorum).Ve bu şişe ayranı Bolu’da başka bulabileceğiniz bir yeri en azından ben bilmiyorum

İkinci durak da yine pidesiyle anılacak. Sanayide bir yerlerde Kebap 09 diye bir yer var. Müthiş kuşbaşılı pideleri var(dı), son iki, üç denemeden önce…Yalnız ortamda ambiyansın çok kötü olduğunu belirtmem lazım. Öğle saatlerinde giderseniz, yemeğinizi işçi sınıfının vücudundan kaynaklanan bilumum kokular eşliğinde yemeniz çok olasıdır. Salatalarının da çok zayıf olduğunu söylemek zorundayım.


Son durağımız Lütfü Usta. Burma kadayıf yapıyor Lütfü usta. Yeri çok acayip bir yerde. Yılmaz sokak, Google Maps’ten kontrol edebildiğim kadarıyla. Bir tane de so-called barlar sokağında yeri var. İki tane pavyon ve bir iki tane de kıytırık içki içilebilen mekan var diye buraya barlar sokağı demişler. Bir de NT kırtasiye var bu sokakta. Ben de bu sokaktaki Lütfü ustanın yeri için her zaman “Shine on You Crazy Diamond” diyorum. Burma kadayıf konusunda Bolu’daki en iyisi. Diyarbakır’dan gelen bir arkadaşım, burası aynı Diyarbakır’daki gibi yapıyor demişti. Ambiyans mı? Yerlerde sürünüyor..         

10 Haziran 2011

Lezzet duraklarım 3


***İğrençlik Alert***
Lezzet duraklarımın üçüncüsü Ankara Sakarya caddesinde yer alan Profesör adlı mekan. Burası benim Ankara'daysam mutlaka uğradığım bir yer. Özellikle yaz akşamları Kızılay'a inmişsem sıklıkla uğrarım. Burada benim yediğim şey herkese göre olmayan bir şey. Evet doğru tahmin ettiniz: kokoreç. Ben 15-16 yaşlarındayken bizim mahallede kokoreç satan bir adam paranla b*k ye, paranla b*k ye diye bağırırdı. Kokoreç kuzunun bağırsağından yapıldığı için böyle bir çağrışım yapmış olmalı. Türkiye'de sadece burada yerim ben kokoreçi. Başka yerler bana güven vermediği için uzak dururum. Profesör'de bazen kötüsünü denk gelebilirsiniz ama genellikle sonuç muhteşemdir. Ekmeğe yaptıkları muamele de lezzete lezzet katıyor. Yanındaki o cin biberler, öttürmesine rağmen, kokoreçle çok iyi gidiyor. Ayran alabilirsiniz veya fabrikasyon şalgam suyu. Sahi Adana menşeili orjinal şalgam suyuyla nasıl giderdi Profesör kokoreçi? Ye ve öl durumu yaşanabilirdi. Yaz akşamları iki biranın üstüne paha biçilmez bir lezzet sunabilir size Profesör. Demedi demeyin.

04 Mayıs 2011

Lezzet duraklarım 2

Aylardır bilgisayarımda bekleyen lezzet durakları resimlerini tek tek kullanmaya başlasam iyi olur diye düşündüm. Ankara Kumrular Sokakta yer alan Anadolu Lokantası sıradaki lezzet durağım. Döneri çok severim. Ankara'da, ve diğer şehirlerde de tabi ki, adamakıllı dönerci bulmak gerçekten zor. Ne zaman Ankara'ya gitsem mutlaka uğradığım yerlerden biridir Anadolu Lokantası. Sıkış sıkış, gösterişsiz, alaturka bir yer Anadolu Lokantası. Ama odun ateşinde pişirdikleri dönerler gerçekten bir harika. Dönerle birlikte verdikleri pideyi de ekmek arası bile yapıp yiyebilirim, o kadar güzel yani. Yanında da enfes Niğde gazozu...Normalde ayran içerim, o gün öylesine denk geldi diye içmiştim. Zayıf halka olarak şu özelliksiz bulgur pilavını ve market turşularını verebiliriz. Türkiye'nin en büyük sorunu olan salata sorunu Anadolu Lokantası için de geçerli. Bu tür alt sınıf lokanta olup da salataya önem veren yerler ben daha görmedim zaten. Güney, Güneydoğu ve Doğu Anadoluda verdiklerini duydum ama oralarda yemek yemek henüz yazarınızın başına gelmedi. Aslında bu haftasonu Antep'li bir arkadaşımla Antep'e yemek turizmine gidecektik ama her zamanki gibi satışfaction olayı... Mutlaka deneyiniz: Anadolu Lokantası, Ankara Kumrular Sokak.

18 Şubat 2011

Lezzet Duraklarım 1

Her ne kadar bazı arkadaşlarım tarafından cins olarak nitelendirilsem de damak zevkimin fena olmadığını düşünüyorum. Karnıbahar ve havuç kızartması hariç her şeyi yerim ama iyi yemekle kötü yemeği ayırt ederim. Blogda iştah açan sahneler serisi yemeklere önem verdiğimin bir işareti olmuştur. Yeni bir seri başlatmayı düşünüyorum. Benim lezzet duraklarım. Son zamanlarda televizyonda beliren gurme programları gibi ben de lezzet duraklarımı tanıtmak istiyorum. Blogda hazırladığım bazı listeler gibi alternatif şeyler sunacağım sizlere. Bu seriyi başatırken aklıma ilk gelen yer Ankara Fevzi Çakmak 2. sokakta yer alan Aspavam Pide ve Kebap Salonu oldu. Üniversite yıllarımda civarda bulunan bir mühendislik bürosunda part-time çalışırken keşfetmiştim burasını. Yıllardır ne zaman Ankara'ya gitsem mutlaka ama mutlaka uğrar burada kıymalı pide yerim. Şöyle bir şey:


Yaşadığım şehir olan Bolu'da veya herhangi bir şehirde böyle pide bulamıyorum. Genelde kalın ve kenarı kapalı yapıyorlar. Aspava'nın pidesiyse orta kalınlıkta, yağ akıtmayan, sindirim sistemine kıymayla tecavüz etmeyen bir kıvama sahip. Benim lezzet duraklarımın çoğunun sorunu olan düşük profil salata bu mekan için de geçerli. Salatada havuç ve marul sevmiyorum. Kıvırcık bence marula göre daha iyi duruyor salatalarda. Mekanda ambians yerlerde sürünüyor. Masalar birbirine çok yakın olduğu için yan masadaki insanların saçma sapan yorumlarını işitebiliyorsunuz. Fiyat oldukça makbul. Üç kişi iyi doyarsınız ve ödediğiniz para 20 lirayı geçmez. Artıları ve eksileriyle asla vazgeçmeyeceğim adete nefes aldığımı hissettiğim bir mekandır Aspava.