Kaybeden etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Kaybeden etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

01 Ağustos 2009

"Frozen River" (2008)

Aktüel kamerada görünen, yaşam mücadelesi veren, boşanmış, tezgahtarlık yapan, sigara içen kadın: tam bir bağımsız film karakteri...Frozen River'da (Donmuş Nehir, Courtney Hunt, 2008) da böyle bir karakter var. Frozen River'ın ne yönetmenini ne de oyunucularını tanıyorum. Bir kaç ay önce festivalci bir arkadaşım için internetten indirip kendisine vermiştim. Tavsiye üzerine izledim. Tam bir bağımsız film gibi başlayıp, öyle devam ediyor ve bitiyor. Her tarz sinemayı sevdiğim gibi bu tarz sinemayı da seviyorum. Düşük bütçeli oldukları için bu tarz filmler; iyi hikayeler, iyi diyaloglar, iyi oyunculuklar sergilemek zorundadırlar. Frozen River da bunu iyi kotarıyor. Frozen River kaba olarak; donmuş bir nehir üzerinden Amerika'ya kaçak işçi sokan, bir beyaz biri kızıldereli iki kadının hikayesi. Bu filmlerin "mideye sıkı yumruk vuranları" Cannes'da ödül falan alır; ancak Frozen River bunu başaramasa da yine de başarılı bir bağımsız sinema örneği olarak kayıtlarıma geçti.

29 Nisan 2009

"The Wrestler" (2008)

Son zamanlarda hep 2008 yapımı filmler izliyorum. Bunların içerisinde Rıza (Tayfun Pirselioğlu, 2008) ile birlikte en iyisi The Wrestler'dı (Şampiyon, Darren Aronofsky, 2008). Yıllar önce ilk özel televizyon Star1 herkesçe izlenebilir olmaya başladığında dünyalar benim olmuştu. Çünkü Amerikan Güreşi denilen şovu izleyebilecektim. Orada olup bitinlerinse fake (sahte) olduğunu öğrendiğim andan itibaren ise beni pek cezbetmedi Amerikan Güreşi. The Wrestler da 80lerin efsanevi bir güreşçisinin 20 sene sonra yaşadıklarını anlatıyor. Randy the Ram katıksız bir kaybeden. Hayata karşı olan sorumluluklarını yerine getirmemiş. Evet, bir trailer-parkta (karavan tipi evler) yaşıyor ve kirasını ödemekte zorlanıyor. Bir vani (işlevsel minibüs) var. Bir kızı var ve kızı kendisine asshole diye hitap ediyor. İçki, uyuşturucu, casual realtionships de cabası. Yani tam bir Amerikan rüyası fakiri. Bu adamın başarabildiği tek şey kurmaca olan güreşler. O da elinden alınınca neler oluyor acaba? Müthiş bir film. 80li yılların en yakışıklı ikonlarından Mickey Rourke oyunculuğun kitabını yazıyor. Dövüş sahneleri barındıran bu tür filmler çok risklidir benim için. Dövüş sahneleri groteskse hemen sıkılıyorum filmlerden. The Wrestler'daki dövüş sahneleri ise çok gerçekçi. Hele bir tanesi var ki akıllara ziyan. Kaçırmayın derim.