İlk defa yedi sene önce seyretmiştim "Dances with Wolves/Kurtlarla Dans"ı. Kevin Costner'in bu epic draması o zamanlar üzerimde tarif edilemez etkiler bırakmıştı. Nice zamandır tekrar izlemek istiyordum. İlk izlediğim versiyonu 180 dakikalık versiyonuymuş, son izlediğim Director's Cut/Yönetmen Kurgusu ise 231 dakika sürdü. Bu arada bu yönetmen kurgusu veya extended cut denilen genişletilmiş kurgu meselesiyle sorunlarım var. Film gösterime giriyor, bir zaman sonra dvdsi çıkıyor, nice bir zaman sonra da yönetmen kurgusu dvdleri çıkıyor. Dvdlerin olmadığı zamanlarda çekilen filmler için bu uygulamayı olumlu buluyorum ama günümüzde tam bir çakallık. Neyse konumuza dönelim, arşivimde yer alan ve 200 dakika sınırını geçen beş film var.
"Gone with the Wind/Rüzgar Gibi Geçti" 238 dakika. 6/10
"Lawrance of Arabia/Arabistanlı Lawrance" 218 dakika. 8/10
"The Lord of the Rings: The Two Towers/İkiz Kule" 214 dakika. 8/10
"Das Boot/Denizaltı" 203 dakika. 8/10
"The Lord of the Rings: The Fellowship of the Ring/Yüzük Kardeşliği" 200 dakika. 8/10
Şimdilik rekor "Gone with the Wind"de ama bir sene içerisinde Bernardo Berolucci'nin beş saat sürdüğünü bildiğim "Novacento" adlı filmini izlemeyi düşünüyorum. Bu arada en uzun film rekoru John Henry Timmis'in 1987'de yönettiği "The Cure for Insomnia" adlı filmdedir ve 87 saat sürmektedir bu film.
"Dances with Wolves"daki insani duyarlılığı çok az filmde görebilirsiniz. 1863'te geçiyor film yani Amerikan iç savaşının son yılları. Teğmen John J. Dunbar ayağını kestirmemek için savaşta içi boş bir kahramanlık gösterisi yapması sayesinde ödül olarak istediği yere atanma hakkını elde ediyor. O da yok olup gitmeden ülkenin batısında, Allah'ın unuttuğu bir yeri seçiyor. Kızılderililerle karşılaşması sonucunda kendi varoluş sebebini keşfediyor ve bambaşka bir insan oluveriyor. Onların hayranlık uyandıracak huzurlu hayatını uyum (harmony) olarak özetliyor ve kendisi de o uyuma ortak oluyor. Ama beyaz adam ve diğer yandaş kızılderililer ne kadar müsade edecekler acaba?
Tarihteki en büyük dramlardan birini yaşamış olan Kızılderili halkı ve aynı zamanda bufalolar, bu filmde destansı bir hüzünle selamlanıyor. Geçtiğimiz yüzyılı ve yaşadığımız yüzyılı cehenneme çeviren emperyalizmin köklerinin nerelerde yattığını kabak gibi gösteriyor "Dances with Wolves". Bu filme duyarsız kalan bu bloğu takip etmesin lütfen.
Dances with Wolves etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Dances with Wolves etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
01 Temmuz 2011
14 Aralık 2010
"Little Big Man" (1970)
80li yıllarda hem Galatasaray hem de Fenerbahçe'de futbol oynamış kısa boylu futbolcu İlyas Tüfekçi'nin lakabı, Arthur Penn'in bu filminden gelmektedir. Beni, jeneriğini bile sonuna kadar izlettirecek kadar etkilemiş bir film olan "Dances with Wolves/Kurtlarla Dans" (her MHP kurultayında bazı gazeteler bu başlığı atarlar) filmine benzeyen bir şeyler bulabilme umuduyla filmi izlemek istedim. "Dances with Wolves"taki epik drama yükünü bu filmde bulmak imkansızdı; çünkü "Little Big Man/Küçük Dev Adam" bir kara mizah westerni. Her iki filmin de ortak teması Kızılderelilerle bağ kuran beyaz bir adam..Kızıldereliler bilindiği üzere klasik western filmlerinde vahşi yaratıklar olarak resmedilirler. 1970 gibi klasik yıllara çok da uzak olmayan bir yılda, Kızılderelilerin insani yönleriyle ilgilenen bir film çekilmesini dikkate değer buluyorum. Son günlerde Türkiye'de oldukça yüksek perdeden dile getirilmeye başlanan tarihimizle yüzleşelim çağrılarına bakınca, bu filmde kullanılan Kızıldereli soykırımı gibi ifadeler buradan manidar görülüyor. 19. yüzyıl boyunca yaklaşık 20 milyon Kızıldereliyi sistematik bir biçimde yok eden Amerika gibi bir ülkede çekilen bir filmde, soykırım lafı kullanıldı diye yer yerinden oynamıyor; çünkü onlara tarih dersi adı altında bir yığın palavra anlatılmıyor (lütfen ezberden slogan sallayacağınıza, biraz çok yönlü okuma yapınız). Amerikan devletinin yeryüzündeki en az masum devlet olduğunu düşünüyorum doğrusu ama bu yönleri hoşuma gitti. 10 yaşından itibaren Kızıldereliler tarafından yetiştirilen Jack Crabb'in (soyada bak) bir beyazlarla bir kızılderelilerle beraber süren uzun yaşam öyküsünü işliyor "Little Big Man". Uzun demişken IMDB Trivia (önemsiz bilgiler) bölümünden okuduğuma göre Dustin Hoffman bu filmdeki performansıyla bir Guinness rekoru sahibi. Bir karakterin 17. ve 121. yaşlarındaki halini birden canlandırarak bu geniş aralıktaki rekorun sahibi. 121. yaşındaki bir insanın ses tonunu verebilmek için de bir saat boyunca ciğerlerini yırtarcasına bağırmış.
Bu harika metod oyunculuk gösterisini izlemenizi tavsiye ederim. Filmin en güçlü yanı Hoffman'ın performansı. En zayıf halkası da güya Kızıldereliler kendi dillerinde konuşuyorlar ama bingo İngilizce konuşuyorlar. "Dances with Wolves" bu ucuzculuğa kaçmamıştı. Bence günümüzde bir karakteri konuştuğu dilde değil de İngilizce konuşturan hiçbir film büyük sanat eseri olamaz.
Bu harika metod oyunculuk gösterisini izlemenizi tavsiye ederim. Filmin en güçlü yanı Hoffman'ın performansı. En zayıf halkası da güya Kızıldereliler kendi dillerinde konuşuyorlar ama bingo İngilizce konuşuyorlar. "Dances with Wolves" bu ucuzculuğa kaçmamıştı. Bence günümüzde bir karakteri konuştuğu dilde değil de İngilizce konuşturan hiçbir film büyük sanat eseri olamaz.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)


