Çağan Irmak etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Çağan Irmak etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

26 Şubat 2011

"Prensesin Uykusu" (2010)

"Issız Adam" gibi bir hitten sonra "Karanlıktakiler" ve "Prensesin Uykusu" gibi kendisinden bahsettirmeyen iki film yapmış olmak, popüler sinemanın önemli temsilcisi Çağan Irmak'ı rahatsız ediyor olmalı. Gerçekten o dönem hatırlıyorum, herkes kadın erkek ilişkilerinin sırrını açıklamakla meşgguldü. "Issız Adam"a gidip ağlamak vatani görev gibi bir şeydi. Sonrasında dediğim gibi kimsenin hatırlamadığı "Karanlıktakiler" ve fiyaskoyla sonuçlanan bu film. Çağan Irmak popüler olmaya önem verdiği için bunları söylüyorum. Yoksa benim çok önem verdiğim mesela "11'e 10 Kala"yı hatırlayan insan sayısı "Karanlıktakiler"i hatırlayan insan sayısından azdır. Daha önce Türk sinemasında animasyon görüntülerinin kullanıldığı bir film var mı? Ben hatırlamıyorum şu anda. "Prensesin Uykusu"nda bazı yerlerde hiç de sırıtmayan "Kill Bill"deki kullanıma benzer animasyon görüntüleri var. Filmi de fanstastik olarak nitelendirebiliriz. Her ne kadar doğaüstü bir şey olmasa da başrolün geniş hayal dünyası fantastik unsurlarla resmedilmeye çalışılıyor. Türkiye için biraz fazla mı deneysel kaçtı veya erken miydi bilemiyorum. Ama kendisine hak veriyorum, denemeden nereden bileceksiniz? Taylan biraderler "Okul"u çekerken risk almamışlar mıydı? Film benim ilgimi çok çekmedi. Bir türlü ritmini bulamıyor gibi geldi bana. İlgimi Sevinç Erbulak çekti. Ne kadar yaşlanmış. Türkiye kendisini, adında baba kelimesi olan bir diziyle mi ne tanıdı sanırsam ki ama ben kendisini "60 Günlük Bir Şey" adlı bir romandan tanımıştım. Çapkın tiyatrocu Altan Erbulak'ın eşi Füsun Erbulak intikam amacıyla eşini Ahmet Uğurlu'yla aldatıp kitabını yazmıştı. O kitapta geçiyordu Sevinç Erbulak. Nereden geldim buralara? 80lerde Türkiye'yi kasıp kavurmuştu hatta kitap bile toplatılmıştı falan filan
Düzeltme: Yazıyı yazarken unutmuşum. Recep İvedik bir yerde "2009'un Güngören'de..." diye bir isyanda bulunuyordu. Ben de diyorum ki 2011'in Bolu'sunda veya Türk sinemasında artık playback veya dublaj görmek istemiyorum. Adamların elinde iki akustik gitar var arkadan altyapılar, klavyeler, bateriler, ekolar duyuluyor. Yalnız ve güzel ülke bunları hak etmiyor.

10 Ekim 2009

Aceleye gelmiş!

Şöyle bir formülüm vardı: Mustafa Hakkında Herşey > Issız Adam > Babam ve Oğlum... Peki Karanlıktakiler'i (Çağan Irmak, 2009) nereye koyacağım? İflah olmaz bir Babam ve Oğlum düşmanı olan ben, Karanlıktakiler'i bu listede nereye yerleştireceğim? Çağan Irmak biraz esnaflık yapmış gibi geldi bana. Issız Adam'la(2008) yarım voleyi vurmuşken, onun ekmeğini yemeye devam edeyim bari demiş. Aslında hikaye beni heyecanlandırdı. Delilik sınırlarında dolaşan bir anne ve bu annenin saplantılık derecesinde bağlı olduğu yaşı geçkin erkek evlat..Bu arada bu adamın duygusal yakınlık hissettiği AB grubuna mensup bir kadın. Bu iki hikaye, bir zamanlar Benhur Babaoğlu ve Hakan Şükür'ün yaptığı gibi birbirlerinin yolunu kesiyor. Havada toslaşıp o gölü bir türlü atamıyorlar. Ve dandirik bir son..Filmde beni tebessüm ettiren tek şey, AB grubuna mensup kadının kullandığı Mini Cooper oldu.

19 Temmuz 2009

Belki de sadece tesadüftür 5

Bir önceki yazımda bahsettiğim üzere, bazen bir şeyler bilmek filmlerden alacağınız tadı azaltıyor. Amores Perros'u (Paramparça Aşklar, Köpekler, Alejandro Gonzalez Inarritu, 2000) izleyenler, Gece 11:45'i (Ercan Durmuş, 2005) izlerken benim gibi sinirlenmiş olabilirler. Araklama olduğu bu kadar mı çaktırılır? O kadar benziyorlar ki...Birbirinden bağımsız gibi gidip finalde kesişen üç ayrı hikaye barındırmasından tutun da hikayesi olan berduş adam karakterine kadar. Evlilik dışı ilişki yaşayan kadın karakteri de bonusu. Töre cinayeti sosunu "adaptasyon yaptık" demek için mi katmışlar acaba? Feridun Düzağaç da çok çok kötü oynamış bu arada. Amores Perros'taki El Chivo'ya benzetmeye çalışmışlar ama hiç olmamış. Yelda Reynauld karakterinin alamancı şivesi de pek bir eğreti duruyor. Filmde ilginç olan tek şey lavuk dizi yazarı rolünde Çağan Irmak'ı izlemek. İzlememiş olanlar için; Amores Perros, 2000li yılların en önemli filmlerinden biridir. Kusursuz kurgusuyla, karizmatik oyuncularıyla, belgeselvari görüntü yönetimiyle benzersiz bir filmdir. Bir daha izleyesim var.

13 Nisan 2009

"The Suspended Step of the Stork" (1991)

Dayanamıyorum yine Angelopoulos filmleri izliyorum. Bu arada sizden habersiz, Days of 36 (36 Günleri,Thedoros Angelopoulos, 1972) adlı bir filmini de izledim. Dandikti. The Suspended Step of the Stork (Leyleğin Havada Kalan Adımı, Thedoros Angelopoulos, 1991) ise nefes kesici bir film. Bir insanın her şeyi bırakıp gitmesi gibi oldukça ilginç bir temaya sahip. Şimdi burada gitmek-kalmak üzerine büyük laflar etmek isterdim de benim tercihim işin ameleliğini yapmak. Filmleri tanıtmak, yermek, teknik özelliklerinden dikkat çekenleri tanıtmak, ilginç resim ve videolar yüklemek...Mesela, üç beş ay önce Türkiye'de "Issız Adam'ı (Çağan Irmak, 2008) izleyip ilişkiler üzerine büyük büyük laflar etme mahalle baskısı" vardı. Ben bunu yapmak istemedim. Yapamayacağımdan değil. Altı üstü kurgusal bir eser olan bir filmle hayatın anlamanın çözülemeyeceğini düşündüğüm için kaçındım böyle bir şeyden. O yüzden bu filmle ilgili büyük laflar, hele de şiirsel büyük laflar etmek istemiyorum. Halkın deyimiyle manyak bir film.

05 Ocak 2009

Kendine iyi bak

Spoiler (filmin sağlıklı bir şekilde izlenmesini engelleyen bilgi) içerebilir..

Bir tanıdığım kendisine "kendine iyi bak" denmesinden hoşlanmazdı. Bu sözün hem bir daha görüşmeyeceğiz elveda hem de iyi olup olmaman umrumda değil anlamına gelebildiğini düşünürdü. Bu şekilde yorumlama konusunda yalnız değilmiş. Çağan Irmak da son filmi Issız Adam'da (2008) tam da bu şekilde yorumlanacak (birinci şık) şekilde kullanıyor kib'i. Dillerdeki selamlaşma sözcükleri her zaman ilgimi çekmiştir. Mesela İtalyanlar karşılaşınca da ayrılınca da ciao diyorlar. İtalyanca'da "kendine iyi bak"ı bu içerikte veren bir kullanım var mı acaba? Neyse biz filme dönelim. Şunu belirtmeliyim ki ben filmlerde neyin işlenip neyin işlenmeyeceği konusunda ahkam kesenlere karşıyım. Hayatta herşey olabildiği gibi, filmlerde de suç unsuru taşımayacak şekilde herşey işlenebilir. Benim için nasıl işlediği daha önemlidir. Bu bağlamda, Issız Adam'ın neyi anlattığını tartışmayı gereksiz buluyorum. Bana çok ters gelen bir yaşam tarzı olsa da bu şekilde bir yaşam tarzı İstanbul'da, Ankara'da, Niğde'de, Manisa'da, Giresun'da var. Dolayısıyla filmde işlenmesinde de hiçbir sakınca yok. Gelelim biçimsel özelliklere.. Çağan Irmak şu anda Türkiye anaakım sinema içerisinde ne yaptığını en çok bilen yönetmen gibi görünüyor. Bu filmde, yönetmenlerde en çok hayran olduğum özellikler olan gözlem yapma, ayrıntı yakalama yeteneğini çok iyi kullanıyor. Oyunculukların ve diyalogların çok iyi olduğunu söylemeye gerek var mı? Evet, bu şarkıları ben de bilmiyordum. Yazımı Turgay Şeren gibi bitirmek istiyorum. Aferin Çağan'a (Google'a tırnak içerisinde turgay şeren boşluk aferin yazın ne demek istediğimi anlayacaksınız).