
31 Aralık 2008
"House of Games" (1987)

29 Aralık 2008
Tekrar izlemek istediğim filmler

1- Chinatown (Çin Mahallesi), Roman Polanski, 1974.
2- Scarface (Yaralı Yüz), Brian De Palma, 1983.
3- Dances with Wolves (Kurtlarla Dans), Kevin Costner, 1990.
4- Blow Out (Patlama), Brian De Palma, 1981.
5- U-Turn (Kaybedenler) , Oliver Stone, 1997.
6- The Shining (Cinnet), Stanley Kubrick, 1980.
7- The Shawshank Redemption (Esaretin Bedeli), Frank Darabont, 1994.
8- Crouching Tiger Hidden Dragon (Kaplan ve Ejderha), Ang Lee, 2000.
9- Good Bye! Lenin (Elveda Lenin), Wolfgang Becker, 2003.
10- Blade Runner (Bıçak Sırtı), Ridley Scoot, 1982.
11- The Birds (Kuşlar), Alfred Hitchcock, 1963.
12- Trainspotting, Danny Boyle, 1996.
13- Miller's Crossing (Miller Kavşağı), Joel Coen, 1990.
14- Goodfellas (Sıkı Dostlar), Martin Scorsese, 1990.
15- LA Confidential (Los Angeles Sırları), Curtis Hanson, 1997.
16- Rosemary's Baby (Rosemary'nin Bebeği), Roman Polanski, 1968.
17- Heat (Büyük Hesaplaşma), Michael Mann, 1995.
18- 25th Hour (25. Saat), Spike Lee, 2002.
19- High Fidelity (Sensiz Olmaz), Stephen Frears, 2000.
20- The King of Comedy (Komediler Kralı), Martin Scorsese, 1982.
28 Aralık 2008
Buscemi vs. Cavcı

27 Aralık 2008
"The Hunger" (1983)

King of Pop
Komançero başlıklı yazımda gösterilen, kendisine aşırı güvenen abi eğer sağsa bu videoyu izlemesini isterdim. Brekdansın alasını yapıyor Michael Jackson. Şimdiki yaşlıların kullandığı "nerede eski bayramlar" klişesi gibi biz de yaşlanınca "nerede o eski süperstarlar" mı diyeceğiz?
"Dressed to Kill" (1980)
Bazı filmler hayatınıza öyle bir girer ki sonra onları çıkarmanız mümküniyet sınırları içerisinde değildir. Her daim hatırlarsınız, hep izlemek istersiniz. Ömür boyu favorileriniz arasında yer alacağı kesindir. Dressed to Kill, (Öldürmeye Hazır, 1980) işte böyle bir film benim için. Brian De Palma'nın en formda olduğu zamanlarda çekilmiş. Sizin için değişik bir deneyim olacak eğer izlerseniz. Filmde zekice çekilmiş cinayet sahneleri ve yine zekice kurgulanmış bir öykü bulacaksınız. Hitckcock etkilerini filmde bariz yer alıyor.IMDB'de tür olarak crime, horror, mystery ve thriller yazıyor. Bu kelimeler sırasıyla; polisiye, korku, mistik ve gerilim diye çevirilebilirler. Ancak hiçbiri tek başına bu filmin türünü karşılamıyor. Sizi şaşırtmaya aday bir film.
25 Aralık 2008
"Tabutta Rövaşata" ve Yansımalar

Show TV Türk Sineması jeneriği
Sanırım 1992 yılıydı. Biz o zamanlar 7. sınıf, o zamanın terminolojisiyle orta 2. sınıf öğrencisiydik (Eski para birimini kullananları eleştirdiğim gibi eski eğitim sistemi terimlerini kullananları da eleştiriyorum). Ortalığı Terminator 2 kasıp kavururken yeni kurulan bir televizyon kanalı sinema izleyicisi için çok şey vaat ediyordu. Polis Akademilerini, Indiana Jonesları, Jawsları, Rockyleri, Ramboları ilk defa görüyordum. Hatırlayan hatırlar, R.E.M'den "Losing My Religion" şarkısı eşliğinde bir sonraki ay oynayacak filmlerin tanıtımını yaparlardı. Ve bu kanal Türk sineması için de çok güzel vaatlerde bulunuyordu. Show TV'nin Türk Sineması jeneriğiyle Youtube'da karşılaşınca sizinle paylaşmak istedim. Bu jenerik başlayınca heyecanlanırdım. Dediğim gibi önceden sadece Türk Sinemasını takip ederdim. Bu jenerik eşliğinde izlediğim; Sarı Mersedes, Gizli Duygular, Adı Vasfiye, Talihli Amele, Kibar Feyzo, Askerin Dönüşü, Umut Dünyası, Banker Bilo, Kupa Kızı, Yoksul, Fatma Bacı gibi filmler beni çok etkilemişlerdir zamanında. Bu arada Spor Stüdyosu'nun jeneriğini arıyorum bulamıyorum. Bulan varsa bana bir zahmet ulaşsın.
23 Aralık 2008
Zeki Demirkubuz'un son filmi

Çeviri hatası 1

22 Aralık 2008
"The Panic in Needle Park" (1971)

The Panic in Needle Park ülkemizde Esrar Bitti adıyla bilinen bir film. Yönetmeni Scarecrow filminin de yönetmeni olan Jerry Schatzberg. Filmin açılışında da açıklama yapıldığı üzere Needle Park, New York Broadway'deki Sherman Meydanı'na uyuşturucu kullanlar tarafından verilmiş bir isim. Panic ise bir kriz, yokluk durumunu ifade ediyor. Bu film Al Pacino'nun ilk başrolü. Bu filmdeki rolüyle The Godfather'daki (Baba, Francis Ford Coppola, 1972) rolünü kapıyor ve sonrasını hepimiz biliyoruz. Mükemmel bir kompozisyon! Zaten kanundışı adamları çok iyi canlandırıyor. Hayranları bu çok da bilinmeyen filmi mutlaka izlesinler. Bir de size hoşluk yapmak istedim. Aşağıdaki resimlerde, bu filmde gözüken ve 70li yıllar Amerikan sinemasındaki kanundışı zenci prototiplerinin örneklerini göreceksiniz.

Gişe kaygılı film

"Sonbahar" (2008)

Haftasonu Ankara'ya gitmiştim. Uzun zamandır hakkında olumlu eleştiriler okuduğum Sonbahar filmi vizyona yeni girmişti ve minimalist bir filmin Bolu'da hiç şansı yoktu. Fırsat bu fırsat deyip gittim Etlik, Anteres sinemalarına. Film gösterime gireli bir kaç gün olmasına rağmen 10-12 kişi vardı. İkisi zaten ara verilmeden kalkıp gittiler. Sanırım onlar Michael Bay'in filmlerini sevenlerdendi. Çok değil bir hafta önce filmin çekildiği mekan olan Karadeniz bölgesinde gezmiş olmamdan mıdır veya Karadeniz bölgesinde dört yıl yaşamış (Sinop) olmamdan mıdır bilmiyorum filmle daha ilk dakikadan itibaren bir gönül bağı kurdum. Çok iyi bildiğim, Karadeniz bölgesinin insana hissettirdiği hapsedilmişlik ve bununla beraber aşık olma duygusunu film çok iyi veriyordu. Böyle başarılı dramlar az bulunuyor. Son dönemdeki meşhur deyimle midenize sıkı bir yumruk yemiş gibi hissedeceksiniz. Fragmanı izleyince bile o duyguyu hissedeceksiniz. Bazı eksikleri de mevcut filmin. Annenin Lazca (düzeltme: Hemşince. Teşekkürler adsız) konuşup söylediklerinin Türkçe altyazıyla aktarılmasını çok olumlu buluyorum ama Artvin'in o dağ köyünde doğup büyüyen Yusuf karakterinin bu kadar düzgün İstanbul Türkçesi konuşması imkansız gibi geliyor bana. Bunlar önemli detaylar benim için. Bir de kamera çok sallanıyordu fakat bu sinemadaki makinenin kusuru da olabilir. Sonuç olarak Sonbahar etkisinden uzunca bir süre kurtulamayacağım bir film. Ve Gürcü oyuncu Megi Kobaladze...Nasıl bu kadar...olabiliyorsun? (kelime bulamadım).
18 Aralık 2008
I'm just..I'm just..Jeeeesus!

16 Aralık 2008
Hareketli

15 Aralık 2008
Otogarlar ve SMS


11 Aralık 2008
"Suspiria" (1977)

08 Aralık 2008
33 yaşında, erkek, Kafkasyalı
03 Aralık 2008
10 dakika ara

02 Aralık 2008
"Scrapbook" (2000)
01 Aralık 2008
"Zavallı" (1990)

30 Kasım 2008
"Scarecrow" (1973)

New York'ta geçen filmler

1- Taxi Driver (Taksi Şoförü), Martin Scorsese, 1976.
2- Annie Hall, Woody Allen, 1977.
3- King Kong, Merian C. Cooper, Ernest B. Schoedsac, 1933.
4- Midnight Cowboy (Geceyarısı Kovboyu), John Schlesinger, 1969.
5- When Harry Met Sally… (Harry Sally'yle Tanışınca), Rob Reiner, 1989.
6- Marathon Man (Maratoncu), John Schlesinger, 1976.
7- Mean Streets (Arka Sokaklar), Martin Scorsese, 1973.
8- Spider Man 2 (Örümcek Adam 2), Sam Raimi, 2004.
9- 25th Hour (25. Saat), Spike Lee, 2002.
10- American Gangster (Amerikan Gangster), Ridley Scott, 2007.

27 Kasım 2008
Küçük Dev Adam
"The Fury" (1978)
24 Kasım 2008
Temmuz'da

22 Kasım 2008
Bay Okan'dan "Otobüs"

18 Kasım 2008
"Thirst" ve "Switch Killer"

Birinci filmin (Thirst) yönetmeni Rod Hardy(?). Filmin yapım yılı 1979, o yıllar için kanın oluk oluk aktığı bir film çok ekstrem bir durum. Gerçi İtalya'dan birisi bunu yapmış ama bu film bende tam bir hayal kırıklığı oldu. Ne doğru dürüst bir gore var ne de gerim gerim geren bir atmosfer. İkinci film (Switch Killer) ise beni daha fazla tatmin etti. Mack Hail (?) adlı bir yönetmenin video piyasası için çektiği 2005 tarihli bu filmi, gömülü hazine B filmi bulmakta zorlananlara tavsiye ederim. Ve evet, kan oluk oluk akıyor, ahlaksızlar ölüyor. Yazının bundan sonraki bölümü Brian De Palma'nın "Dressed to Kill" (Öldürmeye Hazır, 1980) filmi için "spoiler" içerir. "Dressed to Kill"deki travesti seri katilin adı Bobbi'ydi. Tesadüfe bakın ki bu filmde de travesti bir seri katil var ve adı Bobby. Belki de gerçekten tesadüftür.
17 Kasım 2008
Müzikleri ile öne çıkan filmler

1- The Good, the Bad and the Ugly (İyi, Kötü, Çirkin), 1966, Sergio Leone.
2- Psycho (Sapık), 1960, Alfred Hitchcock.
3- Once Upon a Time in America (Bir Zamanlar Amerika), 1984, Sergio Leone.
4- Assault on Precinct 13 (Onçüncü Karakola Saldırı), 1976, John Carpenter.
5- The Exorcist (Şeytan), 1973, William Friedkin.
6- Suspiria, 1977, Dario Argento.
7- The Godfather (Baba), 1972, Francis Ford Coppola.
8- Le Fabuleux destin d'Amelie Poulain (Amelie), 2001, Jean-Pierre Jeunet.
9- Beverly Hills Cop (Sosyete Polisi), 1984, Martin Brest.
10- Canım Kardeşim, 1973, Ertem Eğilmez.
Not: Profondo Rosso için daha önceden bir yazı yazmıştım. O yüzden O'nu listeye dahil etmedim.
14 Kasım 2008
Flörtöz Leatherface!
Endüstriyel sinemanın olmazsa olmazlarından biri de devam filmleridir. "Die Hard", "Lethal Weapon", "Star Wars", "Bourne" gibi belli bir çizgiyi tutturanların yanında "Terminator", "Spiderman" gibi birinci filmden daha iyi devam filmlerine de rastlanır, fakat genelde kural değişmez ve devam filmleri birinci filmden kötüdür. Bazı filmlerinse ne devam filmleri ne yeniden çevrimi çekilmemelidir. Prequel denilen öncesi olayların anlatıldığı filmler de çekilmemelidir. Kanımca Tobe Hooper'ın 1974 tarihli "The Texas Chainsaw Massacre" (Texas Katliamı) filmi bu kategoriye giriyor. Fakat film çekildikten 12 sene sonra yine Tobe Hooper "The Texas Chainnsaw Massacre 2" adlı bir devam filmi çekmiştir. Bu filmde unutulmaz karakter Leatherface flörtöz biri olarak görülüyor. Bu eşyanın tabiatına aykırı bir şeydir. Videoyu izleyince ne demek istediğimi anlayacaksınız. Bu filmin senaryo yazarlarıyla oturup bu konuyu konuşmak isterdim.
11 Kasım 2008
Baran Doğan's Rear Window
"Alfred Hitchcock's Rear Window" (1954) bence gelmiş geçmiş en iyi filmlerden biridir belki de birincisidir. Bir gün Cine5'te Alfred Hitchcock'tan "Arka Pencere" diye bir reklam gördüm. http://www.imdb.com/ sitesinde En İyi 250 Film listesinde sanki öyle bir şey hatırlıyordum. Baktığımda 14. sırada "Rear Window" diye bir film gördüm ve izlemeye karar verdim. İlk başlarda sıradan, sıkıcı bir film gibi ilerliyordu fakat sonra film içine öyle bir aldı ki beni çıkmak mümkün değil. Çıkmak da istemiyorsunuz zaten. Tek kelimeyle kusursuz bir filmdir "Rear Window". Ben de "Rear Window"a saygı duruşunda bulunmak için öğrencilerimle bir "kitsch" versiyon çektim. Asıl filmi izlemeyenler için pek bir şey ifade etmeyebilir, izleyenler için de etmeyebilir tabi ki..Ama ben ve öğrencilerim çok eğlendik. İyi seyirler.
09 Kasım 2008
"Taxi Driver"daki Dönerci
02 Kasım 2008
"Üç Maymun" (2008)

01 Kasım 2008
Brian De Palma

En iyi 5 filmi:
Dressed to Kill-Öldürmeye Hazır, 1980
Blow Out-Patlama, 1981
Scarface-Yaralı Yüz, 1983
Carlito's Way-Carlito'nun Yolu, 1993
Carrie- Carrie'nin Öfkesi, 1976
28 Ekim 2008
İngiltere izlenimleri ve "Burn After Reading" (2008)

09 Ekim 2008
Haftaym

08 Ekim 2008
20 adet izle-rahatsız-ol-midene-kramp-girsin filmi

Bu listeyi oluştururken de amacım on film seçmekti ve fazla film çıkmayacağını düşünüyordum ama yine çok fazla film çıktı ve yine kıyamadım.
1- The Texas Chainsaw Massacre (Tekas Katliamı), Tobe Hooper, 1974.
2- The Shining (Cinnet), Stanley Kubrick, 1980.
3- Rosemary's Baby (Rosemary'nin Bebeği), Roman Polanski, 1968.
4- Requiem for a Dream (Bir Düş için Ağıt), Darren Aronofsky, 2000.
5- Mystic River (Gizemli Nehir), Clint Eastwood, 2003.
6- Lost Highway (Kayıp Otoban), David Lynch, 1997.
7- Mulholland Dr. (Mulholland Çıkmazı), David Lynch, 2001.
8- U-Turn (Kaybedenler), Oliver Stone, 1997.
9- Le Pianiste (Piyano Öğretmeni), Michale Haneke, 2001.
10- Underground (Yeraltı), Emir Kusturica, 1995.
11- Freaks (Hilkat Garibeleri), Tod Browning, 1932.
12- Funny Games (Ölümcül Oyunlar), Michael Haneke, 1997.
13- Le Locatiare (Kiracı), Roman Polanski, 1976.
14- The Passion of the Christ (Tutku: Hz. İsa'nın Çilesi), Mel Gibson, 2004.
15- Dancer in the Dark (Karanlıkta Dans), Lars von Trier, 2000.
16- Midnight Express (Geceyarısı Ekspresi), Alan Parker, 1978.
17- İtiraf, Zeki Demirkubuz, 2001.
18- One Missed Call (Cevapsız Arama), Takashi Miike, 2003.
19- Meleğin Düşüşü Semih Kaplanoğlu, 2005.
20- Suspiria Dario Argento, 1977.
Görüldüğü gibi bu listeyi de korku filmleri domine ediyor. İlginçtir 1997 yapımı üç film var listede, demek ki 1997 yılı korkunç bir yılmış! Üniversiteye başladığım yıl olduğunu düşününce katılmamak elde değil benim açımdan.
07 Ekim 2008
20 adet izle-kendini-iyi-hisset filmi

1- Eternal Sunshine of the Spotless Mind (Sil Baştan), Michel Gondry,2004.
2- The Shawshank Redemption (Esaretin Bedeli), Frank Darabont, 1994.
3- The General, (General) Clyde Bruckman, Buster Keaton, 1922.
4- Le Fabuleux destin d'Amélie Poulain (Amelie), Jean-Pierre Jeunet, 2001.
5- Nouvo cinema Paradiso (Cennet Sineması), Giuseppe Tornatore, 1989.
6- Groundhog Day (Bugün Aslında Dündü), Harold Ramis, 1993.
7- The Apartment (Garsoniyer), Billy Wilder, 1960.
8- Big Fish (Büyük Balık), Tim Burton, 2003.
9- Im Juli (Temmuzda), Fatih Akın, 2000.
10- Notting Hill (Aşk Engel Tanımaz), Roger Michell, 1999.
11- Little Miss Sunshine (Küçük Gün Işığım), Jonathan Dayton, Valerie Faris, 2006.
12- 8 1/2 (Sekiz Buçuk), Federico Fellini, 1963.
13- Singin' in the Rain (Yağmur Altında), Stanley Donen, Gene Kelly, 1952.
14- When Harry Met Sally… (Harry Sally'le Tanışınca), Rob Reiner, 1989.
15- Being John Malkovich (John Malkovich Olmak), Spike Jonze, 1999.
16- 3-Iron (Boş Ev), ki-duk Kim, 2004.
17- Bend It Like Beckham (Hayatımın Çalımı Beckham), Gurinder Chadha, 2002.
18- 40 Year Old Virgin (40 Yıllık Bekar), Judd Apatow, 2005.
19- Hollywood Ending (Hollywoodvari Bir Son), Woody Allen, 2002.
20- My Big Fat Greek Wedding (Kalbinin Sesini Dinle), Joel Zwick, 2002.
Görüldüğü gibi romantik komediler listeyi domine ediyor. Zaten romantik komedilerde amaç; seyircinin izleyip kendisini iyi hissetmesini, çiçeği böceği sevmesini, yağmur altında bekleyen kedi yavrusu üzerine şemsiye koymasını sağlamaktır. Mutlaka listeye itirazlar olacaktır. Woody Allen'ın "Annie Hall"u varken nerden çıktı "Hollywood Ending" diyenler olabilir mesela. Ama bu listenin kişisel ve biraz da alternatif bir öneri girişimi olduğunu unutmayınız.
06 Ekim 2008
Maldonado KPSS'ye girerse!

Evet, bendim!
05 Ekim 2008
"Little Miss Sunshine" (2006)



04 Ekim 2008
"Subway" (1985)

02 Ekim 2008
Mefkufsunuz

"Profondo Rosso" (1975)
Bir yerde okumuştum. Brian De Palma'nın "Obsessison" filmi için Hitchcock'un çekmediği en iyi Hitchcock filmi yorumu yapılıyordu. Bence bu sıfatı en çok hakeden film Dario Argento'nun "Profondo Rosso" (Deep Red) adlı filmidir. Biliyorsunuz Hitchcock aşırı "gore" sahneler çekmekten kaçınmıştır, hatta bu yüzden "Psycho"yu bile siyah beyaz çekmiştir. Bu filmde ise hem goreun babası var hem de merak duygusuyla beslenen gerilim had safhada. Kendini bir belanın ortasında bulan adam gibi favori Hitchcock teması da mevcut filmde. Son olarak ise, bu film bence tema müziği en iyi olan filmlerden biri. Fragmanda pek yok, yalnızca ikinci dakikadan sonra biraz duyuluyor ama filme çok şey katan, en az bir "Psycho", "The Good, The Bad & The Ugly" veya "The Godfather" film müziklerinin filme kattığı kadar katan bir tema müziği. "Profondo Rosso", Dario Argento, 1975...
30 Eylül 2008
Komançero

Amacım kimse ile dalga geçmek değil ama bu beyefendinin medeni cesaretine hayran kalmamak elde değil. 8oler Türk sinemasının (bkz.üstteki resim) favori disko parçalarından olan "Komançero" eşliğinde beyefendi brekdans yapıyor. Kazağı pantolonun içine sokmasıyla, şalvar model kot pantolonuyla ve beyaz spor ayakkabılarıyla o dönemin modasını çok iyi yansıtıyor. Eski Galatasaraylı futbolcu Sarı İsmail'e olan benzerliği de dikkat çekici. Bazı seyircilerdeki vurdumduymazlığı anlamak da zorluk çekiyorum, çünkü o gün orada olanlar bir tarihe tanıklık ettiler. Bu arada videonun 01:25inci dakikasında başlayan kareografi favori bölümüm. Her ne kadar youtubedaki en iyi videolardan birisi olan "crazy dance in kayseri : )" videosu kadar ilgi görmese de ülkemiz insanın dans konusunda ne kadar yaratıcı olduğunu kanıtlayan bir video bence. Ayaklarına sağlık İsmail Abi..